| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı yaşam merkezi,Sağlık,Bilgisi, Cinsellik,Kadın,Hastalıkları, Sağlık,bilgisi, cinsellik,fıtık,fizik,tedavi, sex ,çocuk,ruh,erkek,kadın, beslenme,ender,saraç, www.ender saraç.com,www.sağlıkl

Sağlıklı yaşam merkezi,Sağlık,Bilgisi,Cinsellik,Kadın,Hastalıkları,Sağlık,bilgisi,cinsellik,fıtık,fizik,tedavi,sex ,çocuk,ruh, erkek,kadın,beslenme,ender,saraç,www.ender saraç.com,www.sağlıklı yaşam.com,www.diyet programı.com

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar
10 "bir" etiketi kullanan gönderi "bir" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

Ölümden Önce Görülenler Rüyaymış,ölümden öncesi,ölmeden önceki anlar,ölümden önce görülenler,ölümden önce ne görürüz,sağlık,sağlıklı yaşam,ölüm

Araştırması ‘Neurology’ dergisinde yayımlanan ABD’nin Lexington kentindeki Kentucky Üniversitesi’nden nörofizyolog Kevin Nelson, “ölüme yakın deneyimler, aslında insanların sandığından çok daha fazla” diyor.Yapılan bazı çalışmalar, beyne elektrik akımıyla verilen uyarıların, ölüme yakın deneyimlerin etkilerini tetiklediğini gösteriyor.
Ketamin etkisi
Uyuşturucular da aynı etkiyi gösteriyor: Atları sakinleştirmek için kullanılan ve illegal bir eğlence aracı olan ketamine, bu belirtilerin çoğuna sebep olabiliyor. Fakat anlık ölüme yakın deneyimler hala açıklanamıyor. Nelson, elleri felç olan hastaların deneyimlerini okuduktan sonra bu olayı araştırmaya karar verdi. Bazı insanların uykuya dalmadan ya da uyandıktan sonra hemen sonra aynı şekilde felç geçirdiğini biliyordu. “O an beynimde bir ışık yandı” diyor.
Aynı sayıda karşıtlar
Nelson, bir vakıf yardımıyla kalp ameliyatı veya trafik kazası gibi travmatik olaylar geçirdikten sonra bu tür deneyimler yaşayan 55 kişi buldu. Ayrıca böyle bir deneyim yaşamayan aynı sayıda kişiyle de söyleşiler yaptı. Ölüme yakın deneyimler geçiren yüzde 60′ı, uykuyla uyanıklık arasında bir bulanıklık yaşadıkları en az bir olay olduğunu söyledi. Ölüme yakın deneyim yaşamayan insanlarda ise bu oran yüzde 24′te kaldı.
Beyinsapında gerçekleşiyor
Bulanık dönemler uyku felcini de içerebiliyor ya da görsel veya işitsel halüsinasyonlar rapor ediliyor. Bu olaylar, rüyada ya da REM (Rapid Eye Movement) uykusunda da ortaya çıkabiliyor ve uyanıklığa da geçiş yapıyor. REM uykusunda kaslar, kuvvet ve gerginliklerini kaybediyor ve felç gibi bir his ortaya çıkıyor. Bu evredeki görsel aktivite, ışıkla çevrilmiş olma hissinin açıklanmasına da yardımcı olabilir. REM uykusu, basit yaşamsal fonksiyonları kontrol eden ve omuriliğe yapışık bulunan beyinsapında gerçekleşiyor. “İronik olarak, beynin bu en ilkel parçası, kimileri için insanlığın tanımı olan deneyimler üretiyor olabilir” diyor Nelson.
Travma geçirmeyenleri arıyor
Nelson şimdi, travma geçirmemiş ama ölüme yaklaşan vücut dışı deneyimler yaşayan insanlar üzerine çalışarak ölüme yakın deneyimleri incelemeyi umut ediyor. Ayrıca diğer psikolojik ya da manevi (spiritüel) etkenlerin rol oynayabileceğini de gözardı etmiyor.

Bebek Ve Gelişim,bebek gelişimi,çocuk sağlığı,sağlık,sağlıklı yaşam,çocuk sağlığı

Yüzüstü dururken başını hafifçe kaldırabilir, olduğu yerde emekleme hareketleri yapabilir.Eli genellikle yumrukşeklinde sıkılır.Sese tepki gösterebilir. Bu tepkiler göz kırpma, hareket ve sıçrama biçiminde olabilir.Karşısındaki insanın yüzüne bakabilir.Oturur durumdayken başını arasıra dik tutar. Yüzükoyun yatırıldığında başını kaldırabilir.

Oturtulunca başını dik tutabilir. Yüzükoyun yatırılınca hem başını hem de omuzlarını kaldırabilir. Hareket eden cisimleri gözleriyle izleyebilir. Annesinin kendisiyle konuşmasına gülümser ve ses çıkararak yanıt verir.El artık yumruk şeklinde değildir.Konuşulunca veya meşgul olununca gülümser. Etrafı ilgi ile seyretmeye başlar.

Yüzükoyun yatırıldığında kollarına dayanarak doğrulabilir. Hareket eden cisimleri başını çevirerek izler. Eline verilen çıngırakla oynayabilir, ancak düşürürse alamaz. “A-gu” sesleri çıkarabilir. Başını dik tutma hareketini rahatlıkla gerçekleştirir.Elleri genellikle açıktır. Eşyaları yakalayıp kendine doğru çekebilir.Keyifli olduğuna dair sesler çıkartır.Tanıdığı kişilere veya eşyaya uzanabilir. Beslenme hazırlığını anlar.

Destekle oturmaya başlar.Eşyayı almak için iki kolunu birden kullanabilir. Masa üzerindeki ilginç bir eşyaya dokunabilir.5 Aylıkken sesleri ayırt etmeye başlar. Zil sesine başını çevirir. Agu gibi sesleri çıkarır.Etrafı seyretmekten zevk aldığını anlayabilirsiniz.

Sırtüstü pozisyondayken yüzükoyun dönebilir. Desteksiz oturabilir. Yatar durumda ayağını ağzına götürebilir.İki elini ayrı ayrı kullanabilir. Eşyayı bir elinden diğerine geçirebilir.Tek heceli sesler çıkarır. 7 aylıkken “baş baş” yapabilir.Yabancıları yadırgamaya başlar. El çırpma oyununu anlar, yapar.

Depresyon Nedir?, depresyondayım unutuldum,depresyona nasıl girilir,depresyondan nasıl çıkılır,sağlık,sağlıklı yaşam

DEPRESYON NEDİR?
Depresyon toplumda çok sık görülmekle beraber, ilk kez depresyonun tanımlanması Hipokrat dönemine kadar eskilere uzanır. Depresyonun temelinde daha önceden isteyerek ve severek yaptığı günlük aktivitelere karşı isteksizlik ve hayattan zevk alamama durumu vardır. Ek olarak kişide kederli ve üzgün bir duygudurum ile birlikte görülen bazı değişiklikler zamanla oluşur. Bu durumda kişi herşeyi olumsuz olarak değerlendirerek karamsarlık düşünceleri ile geçmişi ve geleceği düşünmeye başlar. Bu düşünceler istemesede kişinin aklına gelir. Yani günlük yaşantıda herşeyin olumsuz taraflarını görür. Geçmişte yaşanmış olayların olumsuz ve kötü taraflarını görerek kendisini suçlu ve cezalandırılmış hisseder. Aynı şekilde geleceği de umutsuz ve karamsar görerek gelecek adına çaresizlik düşünceleri iyice pekişir. Kişi hayatından zevk alamaz hale gelerek hatta yaşamanın anlamsız olduğunu düşünecek kadar kendini çökkün hissedebilir. Bu olumsuz bakış günlük hayatına, kişiler arası ilişkilere yansıyarak onun okul ve/veya iş hayatındaki performansının düşmesine neden olabilir. Yalnız normal sınırlarda kabul edilecek gün içerisindeki duygulanımdaki çökkünlükler depresyon sayılmaz. Depresyon diyebilmemiz için gün içerisinde hemen hemen gün boyu ve en az son onbeş gündür devam ediyor olması gerekir.
DEPRESYONUN DİĞER BELİRTİLERİ NELERDİR ?
Önceden zevk aldığı günlük aktivite ve meşguliyetlerden zevk alamama, gün içerisinde sürekli veya günün büyük çoğunluğunda kederli ve üzgün olma, gençlerde ve çocuklarda daha çok çabuk sinirlenme duygudurum değişikliği, uyku azalması, sık sık uyanma, erken uyanma veya çok fazla uyuma, iştahsızlık veya çok aşırı yeme, dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon azalması, cinsel istekte azalma, çabuk yorulma, akla gelen ölüm düşünceleri, kendini değersiz -çaresiz- işe yaramaz - beceriksiz - suçlu görme, olayları olumsuz değerlendirme, geleceğe yönelik karamsar düşünceler ve buna benzer belirtiler görülür. Bu belirtilerin tamamı olabileceği gibi, önemli bir kısmı da bulunabilir.
ÇOCUKLARDA GÖRÜLEBİLECEK EK BELİRTİLER NELERDİR ?
Son zamanlarda ders başarısızlığının artması, gün içerisinde aşırı sinirlenme, özellikle iştah artışı şeklinde iştah değişiklikleri, uyku bozukluğu ve aşırı uyuma, okul içerisinde yalnız olmayı tercih etme, daha önceden severek yaptığı hobilerinden uzaklaşma, arkadaşlarından uzaklaşma, üzgün bakış, daha çok sessiz sakin olmayı tercih etme, daha çok odasında yalnız vakit geçirmeyi tercih etme ( uzun süre ), tutturma nöbetleri ve öfke krizleri, kendini diğer arkadaşlarına göre beceriksiz ve başarısız görme, ders çalışmada isteksizlik, son zamanlarda madde bağımlılığı, riskli arkadaş gruplarına katılma vb.
DEPRESYON NASIL OLUŞUR ?
Kişide depresyon oluşması için belli bir kişiyi olumsuz yönde etkileyen stres etkeni veya yaşanan bir olay olabilir. Kişiler arası ilişkilerdeki olumsuzluklarda kişiyi depresyona sokabilir . Özellikle günümüzde psikososyal stres etkenlerinin artması ile toplumu oluşturan bireylerin depresyon geçirme riski artmıştır . Depresyon hiçbir dış etken olmadanda kendi kendine kişide endojen dediğimiz şekli ile zamanla gelişebilir.
DEPRESYON TİPLERİ NELERDİR ?
Melankolik tipte özellikle sabahları çok yoğun çökkünlük hissi ile beraber hemen her şeye karşı zevk kaybı, aşırı yorgunluk ve halsizlik görülür. Atipik şeklinde ise genellikle uyku ve iştah azalması olan tipik şekilde olanın tersi olarak, uyku ve iştah artışı ön plandadır. Mevsimsel tipte tekrarlayan mevsimle birlikte olan depresyon belirtileri vardır. Tipik olanda ise azalmış uyku,iştah, enerji vardır.
DEPRESYONDA BEDENSEL ŞİKAYETLER NELERDİR ?
Depresyondaki kişi bedensel şikayetler diyebileceğimiz; Baş ağrısı, kas ağrıları, aşırı yorgunluk ve halsizlik, sindirim sistemi rahatsızlıkları, kalp ve dolaşım sistemi şikayetleri, cinsel işlev bozuklukları ve buna benzer bedensel yakınmalar ile de çoğunlukla doktora başvururabilir.
DEPRESYONUN AİLEYE ETKİSİ NELER OLABİLİR ?
Depresyon durumu aile üyelerinden birisini etkilediği zaman, etkileşim durumunda olan aile bireyleri ister istemez bu durumdan etkilenecektir. Aile üyelerinden harhangi birindeki depresyon hali genelde aileninde genel atmosferini daha karamsar ve olumsuz hale getirebilir. Depresyondaki aile bireyinin diğer aile bireyleri ile ilişkileri bozulabilir. Örneğin evde babanın depresyondan etkilenmesi onun mesleki performanısnın azalmasına, işlevselliğinin azalmasına, evine ve ailesine daha az ilgi göstermesine, evdeki anlaşmazlı, tartışma ve sıkıntıların artmasına, ailenin sosyal aktivitelerinin azalmasına, çocuklarda aile içindeki gerilim ve sıkıntılardan dolayı kaygı belirtilerinin oluşmasına (tırnak yeme, altını ıslatmaya veya kirletmeye başlatma, kekeleme, tik bozuklukları, uyku ve iştah bozuklukları vb) yol açabilir.
DEPRESYON TEDAVİSİ NASILDIR ?
Depresyon tedavisi son zamanlarda daha kolay hale gelmiştir. Genellikle ve çoğunlukla kullanılan tedavi yaklaşımı ilaç tedavisidir. İlaç tedavisinede serotonin ve noradrenalin üzerinden etki yapan antidepresan dedğimiz ilaçlar kullanılır. Aynı zamanda bilişsel olumsuzlukları ve öğrenilmiş çaresizlik düşüncelerini gidermek ve tadaviyi hızlandırmak için psikoterapiye de ihtiyaç olabilir. Nedene yönelik olarak psikososyal stres faktörlerinin de ortadan kaldırılması süreç içerisinde iyileşmeyi hızlandıracaktır. Bu dönem içerisinde kişinin hayatını mevcut depresyonun ez az şekilde etkilemesi için, durumun bir psikiyatrist tarafından değerlendirilmesi ve vakit geçirilmeden tedaviye başlanması önemli olabilmektedir.

Kan şekeri yükselmesi,kan şekeri nedir,insülin,kan şekeri nedne yükselir,sağlık,sağlık bilgisi

Kan şekerini belirleyen nedir ?
Bir öğünü takiben kana geçen glikoz miktarı ile bu şekerin kandan uzaklaştırılma hızı arasındaki denge kan şekeri düzeyini belirler. Glikozu kandan uzaklaştıran en etkili mekanizma pankreastan salgılanan insülin hormonunun özellikle kas ve yağ dokusuna fazla glikozu sokmasıdır. Diyette kan şekerini belirleyen en önemli komponent elbette karbonhidratlar (şekerler)ıdır. Ancak yağlar da glikoz emilimini yavaşlatarak etki ederler. Proteinler de insülin salgısını artırarak glikozun kandan uzaklaştırılmasına yardım ederler.

Diyetteki karbonhidratların hem miktarı hem de tipi kan şekerini etkiler. Böylece belirli gıdaların içerdikleri karbonhidrat miktarı ve tipine göre kan şekerine etkileri farklıdır. Son dönemlerde gıdaların kan şekerine etkilerine göre glisemik indekslerinden bahsedilmektedir.

Glisemik indeks tüketilen bir gıda ürününün içindeki karbonhidratlarının kan şekeri üzerine olan etkisinin bir ölçüsüdür. Bazı gıdalar kan şekerini hızla yükseltirken, diğerleri daha masum bir yükselmeye neden olurlar.

Bilimsel olarak bu indeks yenilen bir öğünden iki saat sonra kan şekerinin düzeyi ile ilişkilidir. Referans değer beyaz un veya glikozun kendisidir. Örneğin, 100 gram beyaz un kaynaklı glikoz yendiğinde iki saat sonra ölçülen kan şekeri %100 kabul edilir. İçinde 100 gram farklı türde karbonhidrat olan bir öğün yendiğinde kan şekerini bu kritere göre ne kadar değiştirdiği gözlenir. Eğer örneğin %20 daha az yükseltiyorsa o öğünün ya da gıdanın glisemik indeksi %80ıdir. Yani kan şekerini beyaz un veya glikozun kendisinden daha az (%20) yükseltiyordur. Bu nedenle temel olarak gerek diyabetli bireylerin gerekse sağlıklı yaşamak isteyenlerin glisemik indeksi düşük gıdalar yolu ile karbonhidrat almaya dikkat etmeleri yararlı olacaktır.

Aklınıza gelebilecek bir soru şu olabilir; madem kan şekeri yüksekliği çok zararlı, o zaman diyetten tüm karbonhidratı çıkaralım ya da Atkinson doğru mu söylüyor? Bu sorunun tek ve kesin yanıtı hayırıdır. Çünkü kan şekeri son derece önemlidir ve vücudun olmazsa olmazıdır. Zararlı olan onun yüksekliğidir. Vücudumuzdaki bir trilyon sinir hücresi, 25 trilyon kırmızı kan hücresi ve diğer bazı hücreler (üreme hücreleri, bazı böbrek hücreleri vs.) enerji üretmek ve yaşamak için kan şekerine muhtaçtırlar. Bu nedenle kan şekerimiz düştüğünde sinir hücrelerimiz iyi çalışamaz ve kişi bayılır.

Vücudumuzda kan şekerini düşürmek için tek hormon varken (insülin) düşen kan şekerini yükseltmek için ise en az dört hormona görev verilmiştir (glukagon, böbrek üstü bezi hormonları adrenalin ve glikokortikoidler ve büyüme hormonu). Bu nedenle kişinin günlük enerji gereksiniminin ortalama %45-65ıi mutlaka karbonhidrat kaynaklı olmalıdır ve kan şekeri asla normalin altına düşürülmemelidir.

Bilgisayar başındakileri bekleyen tehlike,sağlık,sağlıklı yaşam

Geçtiğimiz günlerde İngiltere’ nin Bristol kentinde Chris Simmons isimli kişinin, ekran başında 12 saat çalıştıktan sonra başına gelenler, uzun süre hareketsiz çalışanları bekleyen çok önemli bir hastalığı da yeniden gündeme getirdi.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, hareketsizliği yol açtığı rahatsızları Mynet okurları için yazdı.

Önce, 41 yaşındaki bilgisayar programcısını kendi ağzından dinleyelim:
Benim hayatım bilgisayar başında geçiyor. O gün de büromda yalnızdım ve sabahtan akşama kadar, neredeyse hiç kalkmadan çalışmıştım. Birden göğsüme bir ağrı girdi. Bu hayatımda karşılaştığım en şiddetli, en berbat ağrıydı. Değil ayağa kalkmak, biraz derin nefes almakla bile göğsüme keskin bir bıçak sokuluyordu sanki. Kendimi çok kötü hissediyordum, hareket edemiyordum. Sonra terlemeye ve nefesimin daralmaya başladığını hissettim. Öksürürken kan gelince korkum daha da arttı. Adeta masamın başında yığılıp kalmıştım. Neyse ki tesadüfen büroma uğrayan kız arkadaşım beni hemen hastaneye yetiştirdi de, hayatım kurtulmuş oldu.”

Bu İngiliz bilgisayar programcısı gibi, zamanlarının çoğunu hiç hareket etmeden geçiren pek çok kişinin de başına gelebilecek rahatsızlık akciğer embolisi, yani akciğer damarlarının pıhtı ile tıkanması.

AKCİĞER EMBOLİSİ
Akciğer embolisi, akciğer damarlarının bir kan pıhtısı ile tıkanmasına bağlı olarak gelişen bir tablodur. Pıhtının kaynağı çoğu zaman bacakların derin toplardamarlarıdır.

Bacak toplardamarlarında pıhtı oluşumuna neden olan üç önemli faktör vardır:

-Kanın damarlarda birikmesi
-Damar duvarının zedelenmesi
-Kanın koyulaşması

Uzun süre hareket etmeden oturmak kan akımının yavaşlamasına ve kanın bacak toplardamarlarında birikmesine neden olur. Hem uzun süreli oturmak ve hem de bacakların sarkıtılması toplardamarlardaki kan akımının yavaşlatarak pıhtı oluşumuna zemin hazırlar. Bacak damarlarında oluşan pıhtılar buradan koparak akciğer damarlarını tıkarlar ve akciğer embolisi adı verilen hastalığa neden olurlar.

Bir de bu duruma kolaylaştırıcı risk faktörleri eklendiğinde, pıhtı oluşumu kaçınılmaz olur. Yaşlılar, şişmanlar, gebeler, doğum kontrol hapı kullanan hanımlar, sigara tiryakileri, varisleri olanlar, kalp hastaları ve yakın zaman önce ameliyat geçirmiş kişilerde pıhtı oluşma riski çok daha yüksektir.

AKCİĞER EMBOLİSİNİN BELİRTİLERİ
Akciğer embolisinin belirtileri tıkanan akciğer damarının büyüklüğüne göre farklıdır. Pıhtı çok büyük ise kişi aniden fenalaşıp daha ne olduğu anlaşılamadan ölebilir. Daha küçük pıhtılar, ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, öksürük, öksürükle kan tükürülmesi, çarpıntı, ateş, sıkıntı hissi… gibi değişik belirtilere neden olurlar.

Akciğer embolisinin kesin tanısı için, akciğer röntgeni, sintigrafi, spiral tomografisi, kanda D- dimer yüksekliği, bacak toplardamar ultrasonografisi gibi tanı yöntemlerinden yararlanılır.

ÖNLEMLER
Zamanlarının çoğu masa veya ekran başında geçenlerin, meselâ memurların, borsacıların, bankacıların, gazetecilerin… ve diğer büro çalışanlarının aşağıdaki önerilere uymaları bu ciddi tehlikeyi azaltmada çok önemlidir:

-Bilgisayar karşısında uzun süre hareket etmeden oturmayın, arada kalkıp dolaşın.
-Kan dolaşımını artırmak için, bacak kaslarına zaman zaman masaj yapın veya bacaklarınızı 5-10 saniye süre ile gerip gevşetin.
-Oturduğunuz zaman bacaklarınızı sarkıtmayın, yükseğe koyun.
-Çok sıkı çoraplar ve jartiyer kullanmayın.
-Düzenli olarak yürüyüş ve egzersiz yapın.
-Bol sıvı alın. Sigara, alkol ve kafeinli içeceklerden uzak durun.

Unutmayın ki, akciğer embolisi ölümlere de neden olabilen, ancak önlenmesi mümkün olan bir hastalıktır

Genç kalmanın sırrı,gençliğin sırrı,nasıl genç kalınır,genç kalmak için ne yapmak lazım,sağlık,sağlıklı yaşam

Yüzyıllardır neredeyse herkesin tutkusu olan genç kalmanın sırlarına bir sır daha eklendi

Yaşlanmayı geciktirici bir dizi yöntemlerin oldukça popüler olduğu günümüzde, düzenli yapılan sporlar etkin gençlik ve zindelik sağlıyor…

Yüzme: Yaşlandırmayı geciktiren en etkili spor olarak görülüyor. Özellikle sırtüstü yüzmek, göğüs, sırt kaslarını daha etkili hareket ettirdiği için olası sarkmaları engelliyor. Ayrıca yine stres hormonlarını devreden kaldırıp, ruhsal olarak da insanda olumlu etki bırakıyor.

Bisiklet: Yüksek bir anti-aging faktörü olarak gösterilen bisiklet, aynı zamanda vücudu da genç tutuyor. Bacak kaslarını ve kalçaları sıkılaştıran bisiklet, her yaştan insanların zevkle yapabileceği bir spor olarak görülebilir.

Tenis: Tenis oyuncularının vücutlarının çok güzel olduğunu hiç fark etmiş miydiniz? Vücutta aynı anda tüm kasları hareket ettiren tenis yaşlanmaya karşı da büyük bir kalkan oluşturuyor.

Jimnastik: Her ne kadar yüzme ya da jogging kadar etkili olmasa da, vücudu dinamik ve hareketli kılıyor. Her spor gibi jimnastik yaparken de doğru nefes alıp vermeyi ihmal etmemek gerekiyor.

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=32802&cat=220&dt=2007/08/18

Rejimi bırak, sekse bak,rejim yapma sex yap,sağlık,cinsel sağlık,sağlıklıyaşam

İtalyan profesör, insanlara zayıflamak için seks yapmalarını öneriyor. Çünkü seks hatırı sayılır derecede kalori yaktırıyor.

İtalyan profesör Bruno Fabbri, ‘Seks Bir Spordur’ adlı kitabında, ateşli yatak dakikalarının, spor ve diyetle aynı sonucu verdiğini kalori hesabıyla kanıtladı. News 2000 adlı bir İtalyan haber sitesi, bir tür spor olarak nitelendirilen seksin, insana hatırı sayılır miktarda kalori yaktırdığını açıkladı; bu ‘değerli bilgi’ kısa sürede e -maillerde dolaşmaya başladı. İtalyan profesör Bruno Fabbri’nin “Seks Bir Spordur” adlı kitabından derlenen bilgilere göre, spor ya da diyet yerine seks yapmak da aynı sonucu elde etmeye yarıyor; kalori yaktırıyor ve kilo verdiriyor. Sevişmek süreye ve kişilerin tercihlerine göre çeitli oranlarda kalori yaktırıyor.

İşte örnekler:
SOYAN YAKIYOR!
Partnerini soyan bir kişinin harcadığı enerji 12 kalori. Giysiler kolay çıkıyor, düğmeler kolayca açılıyorsa harcanan kalori 8’e düşüyor, ancak tek el kullanılırsa kalori yine 12’ye çıkıyor. Soyma işlemi ‘dişlerle’ yapılıyorsa, soyan kişi 87 kalori kaybediyor. Çiftlerden biri bir oyuna sürüklerse harcanan kalori de 187’ye kadar çıkabiliyor. Seviştikten sonra yatakta gevşemek de enerji harcatıyor. 18 dakikalık yoğun seks aktivitesi, büyük dilim çikolatalı pastaya denk. Bir şişe beyaz şarabı yakmak için ise 52 dakikalık bir masaj seansı gerekli. 53 dakikalık Fransız öpücüğü 1 ‘çizburgere’ yemeye bedel… Peynirli ve domatesli pizzanın yarısını yakmak için ise 26 dakika aralıksız seks ve bir orgazm gerekli.

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=38038&cat=220&dt=2007/09/28

Klitoris nedir ve fonksiyonu nelerdir ?klitoriz nedir,klitoris nerde bulunur,klitoris ne işe yarar,cinsel sağlık,sağlıklı yaşam, sağlık

Dölyolunun,vulvanın dudaklarının birleştiği açılış kısmının üst tarafında bulunan yumru biçiminde küçük bir yapıdır.Klitoris seks ilişkilerinde zevk almakta önemli bir rölü olmakta ve karıkoca seks ilişkilerinde mühim bir yeri bulunmaktadır.Klitorisin yapısı erkeğin tenasül organına çok benzer.

klitoris,kızlık zarı

Klitoris, kadınlarda vajinanın üstünde bulunan erektil cinsel organ. Erkek penisinin homoloğudur. Ancak penis gibi idrar kanalı tarafından delinmemiştir, başlıca işlevi cinsel haz alınmasıdır. Üzerinde ortalama 80.000 sinir sonlanması vardır. Bu rakam penisteki sinir sonlanmalarının iki katıdır ve tüm organlardaki sinir hücresi sonlanmasından fazladır.

Klitoris de penis gibi sertleşmektedir.Kadınların en çok haz ettikleri bölgeleri olup eğer embiriyonik çağda testesterona maruz kalma olursa büyüyerek penisi oluşturur.

Bu diyet 1 ayda 10 kilo verdiriyor,diyetler,mucize diyet,diyet nasıl yapılır,ünlülerin diyetleri,sağlık,sağlıklı yaşam

Bu aralar ‘göbeklendim’ diyenler bu formül tam size göre. İşte detaylar…

Yaptığı 138 ameliyatla obezite hastalarını 5 bin 162 kg zayıflatan Prof. Güner Öğünç “20 yıldır aynı kilodayım. Formülümü uygulayarak bir ayda 10 kilo verebilirsiniz”dedi.

Antalya’da yaptığı 138 ameliyatla obezite hastalarını 5 bin 162 kilogram zayıflatan Prof.Dr. Güner Öğünç, 20 yıldır aynı kiloda kalmanın sırlarını anlattı. Akdeniz Üniversitesi Genel Cerrahi Bölümü’nde görevli Prof.Dr. Güner Öğünç, kendisine başvuran 138 obezite hastasını yaptığı mide kelepçesi, tüp mide, mide by-pass, Vertical bantlı gastro plastik ve jejino ileostomi yöntemleriyle 5 bin 162 kilogram zayıflattı.

UNVANI ZAYIFLATAN HOCA
1987 yılından beri 68 kilo olduğunu söyleyen ve formda kalmasının sırlarını anlatan Prof.Dr. Öğünç, “Herkes beni zayıflatan hoca olarak tanıyor. Şu ana kadar 138 hastamı manken gibi yaptım” dedi. Kişinin beslenme şekli, obezite derecesi ve yaşam tarzına göre 5 farklı ameliyat yaptıklarını anlatan Öğünç, şöyle konuştu: “İnsanın zayıflaması için önce psikolojik olarak kendisini hazırlaması gerekiyor. Benim onlara önerdiğim diyetle ayda 10 kilo verebilirler. Aslında bu bir diyet değil yaşam tarzı “dedi.

TEKNİĞİ TIP LİTERATÜRÜNDE
Kendisine ait “Öğünç Tekniği” hakkında da bilgi veren Prof.Dr. Güner Öğünç, sözlerini şöyle tamamladı: “Böbrek yetmezliği çeken hastalar için katedrolin takılmasında yaptığım yöntem kendi adımla üniversitelerde ders olarak okutulmaya başlandı. Bu yöntemle hastanın karnına bir ucu dışarıda tüp takılır. Buradan belli aralıklarla özel sıvı karın içine verilir. Bir süre karın içinde kaldıktan sonra sıvı dışarıya çıkarılır. Bu şekilde karın böbreğin yaptığı işlevi yerine getirir. Daha önceki yöntemlerde takılan katedrol sıkça tıkanmakta ve karın içinde yer değiştirmekte ve sızıntı olmaktaydı. Hasta bu tür ameliyatlarda çok ağrı çekiyordu. Bu yöntem bütün bu olumsuzlukları ortadan kaldırdı. Uygulanması biraz zor olan yöntemim Türkiye’de kullanılmaya başlandı. Yakında yurt dışında da bu yöntemin kullanılacağını düşünüyorum.”

HOCANIN FORMÜLÜ
Prof. Öğünç yaşam biçimi haline getirdiği beslenme sistemini ve uygulandığı takdirde bir ayda 10 kilo verdirecek formülünü aktardı:

1)Her sabah 05:00′de kalkıp yarım saat egzersiz yapıyorum.
2)Yaz-kış dinlenmeden bir saat yüzüyorum.
3)Kahvaltıda yarım litre yağsız süt içiyor, birkaç zeytinle yağsız peynir yiyorum.
4)Öğle yemeğinde haşlanmış sebze, yağsız yoğurt yiyorum.
5)Akşamları buharda pişmiş sebze, bir bardak taze sıkılmış meyve suyu.
6)Haftada bir kere buharda pişmiş balık yiyorum.
7)Zayıflamak isteyenler kesinlikle gazlı içeçeklerden uzak dursun.
8)Yaptığım tek yaramazlık kalbe iyi geldiği ve mutluluk verdiği için her gün bir adet çikolata yemek

Bu şekilde beslenen kilolu insanlar bir ayda 10 kilo verebilir.”

Bugün

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=46417&cat=220&dt=2007/12/04

Ters ilişki nedir ? ter ilişkide sorun,ters ilişkiler,tersten ilişkiye girme,sağlık,sağlıklı yaşam

Anüs,kalın bağırsağın dışa açılan ucu olup, bağırsaklarda emilen besinlerin artıklarının boşaltılmasına en uygun anotomik yapıya sahiptir .Vücudun bu bölümü, normal bir cinsel ilişki için gerekli olan özelliklere sahip değildir.Cinsel ilişkide penis dışardan içeri doğru hareketle kadın bedenine giriş yapar.Bu girişin maksimum zevk katsayısı ve kolaylığı için giriş bölgesinin kayganlaşması gerekir.Anüsde (makatta ) kayganlaşmayı sağlayıcı salgı bezleri olmadığı gibi, dışardan içeri girişi sağlayacak şekilde değil, aksine içerdeki dışkıyı dışarı atacak anatomik yapı vardır.Bu yüzden anal birleşmeler zor, travmatik ve kadın için acı vericidir.Anal birleşmelerde, bağırsaklarda normal olarak bulunan ve bulundukları yerde zararsız olan mikroplar, bedenin başka yerlerine taşınarak, hastalık nedeni olabilirler. Bunun en yaygın biçimi, anal birleşmeyi izleyerek kurulan vajinal birleşmede, bağırsaktaki mikropların vajinaya kolayca taşınabilmesidir. Ayrıca tekrarlanan anal birleşme, anüsün sfinkterinin bozulmasına, anüs kaslarının kasılıp gevşeme yeteneğinin bozulmasına ve gaz dışkı kaçırmalara yol açabilir.

Özellikle internette para kazanma amacıyla kurulmuş sex sitelerinde normal bir ilişki gibi lanse edilen anal sex, kadınlarında zevk aldığı bir ilişki gibi gösterilmesine karşın, ciddi araştırmalarda anal sexin kadınlar tarafından psikolojik ve fiziksel olarak çok rahatsız edici bulunduğu tespit edilmiştir.( ABD de yapılan bir araştırmada anal sex den zevk alan kadın oranı Yüzbinde 2 olarak bulunmuştur.)
Partneri tarafından anal sexe zorlanan,istemediği bir cinsel eylemi yapma ile evlilikte huzursuzluk yaşama tercihleri arasında bocalayan kadınlarda ciddi psikolojik problemler ve depresyonlar görülebilir.

Sağlık Bilgileri