| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı yaşam merkezi,Sağlık,Bilgisi, Cinsellik,Kadın,Hastalıkları, Sağlık,bilgisi, cinsellik,fıtık,fizik,tedavi, sex ,çocuk,ruh,erkek,kadın, beslenme,ender,saraç, www.ender saraç.com,www.sağlıkl

Sağlıklı yaşam merkezi,Sağlık,Bilgisi,Cinsellik,Kadın,Hastalıkları,Sağlık,bilgisi,cinsellik,fıtık,fizik,tedavi,sex ,çocuk,ruh, erkek,kadın,beslenme,ender,saraç,www.ender saraç.com,www.sağlıklı yaşam.com,www.diyet programı.com

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki| sonraki >
23 "cinsel sağlık" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"cinsel sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

Kadınlar orgazmdan çıldıracak, kadınların orgazm yöntermleri, nasıl daha iyi organzm olunur, orgazm videoları, cinsel sağlık

Kadınlar doğru diyetle daha kolay orgazm olabilecekler. İşte diyetin püf noktaları..

“Doğru ve zamanında uygulanan diyet, sadece zayıflatmakla kalmıyor, aynı zamanda kadınların daha kolay orgazm olmasını da sağlıyor.” Bu cümle, ABD’li cinsellik uzmanı Marena Lindberg ‘The Orgasmus Diet’ adlı kitabından… ‘Orgazm diyeti’ yapan kadınların cinsel doyuma daha kolay ulaştığını açıklayan Lindberg, kitabında, kadınların daha kolay orgazm olmasını sağlayacak diyet formülünü de verdi ve ekledi: “Diyet süresince cinsel isteksizliğe yol açabilecek beyaz şeker, kahve, tütün ve soya ürünlerinden kaçınılmalı.”

İşte Marena Lindberg ‘orgazm diyeti’: Normal vücut yapısına sahip olan kadınlar, günde bir kapsül balık yağı yutmalı. İkinci hafta iki, üçüncü hafta üç kapsül alınmalı. Artırıma 6 kapsüle ulaşıncaya kadar devam edilmeli. Vücut yapısı büyük olan kadınlar, kapsül miktarını 11′e kadar çıkarabilir. Ayrıca günde 15 gram siyah çikolata tüketilmeli. Çikolata, mutluluk hormonu serotonin salgılanmasını sağlıyor. Genel sağlık için multivitamin, magnezyum, demir, çinko gibi kapsüller de (günde 1 adet) alınmalı.

Sırf kadınları kapsamayan bir diyet daha var
Diyete üç günlük bir örnek
1. Gün
Kahvaltı: Üzerine organik müsli konmuş yoğurt ve meyve
Öğle yemeği: Çok tahıllı ekmeğin üzerine konmuş jambon ve gravyer peyniri. Yanında mayonez veya hardal, taze biber ve havuç
Akşam yemeği: Fırında tavuk, yanında brokoli ve zeytin yağı, limon soslu salata

2. Gün
Kahvaltı: Hindi salamlı omlet, yanında domates, soğan ve biber
Öğle yemeği: Sebze yemeği ve meyve
Akşam yemeği: Çin usulü pişmiş karışık sebze. (Kırmızı biber, brokoli, soğan, mantar yerfıstığında çevrilmiş) ve ince et parçaları ile, yanında ufak bir porsiyon pilav

3. Gün
Kahvaltı: 2 dilim jambon, 1-2 yumurta, 1 dilim kızarmış ekmek
Öğle yemeği: Ekmeksiz peynirli burger, sossuz büyük salata
Akşam yemeği: İnce pide ekmek içi yoğurt soslu tavuk, domates, salatalık zeytin ve beyaz peynirli salata (zeytinyağlı)

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=44808&cat=220&dt=2007/11/19

Akıntı,Akıntı nedir,Akıntı neden oluşur,akıtma,Akıntı nasıl oluşur,Akıntı kimlerde olur,neden akıntı olur,sağlık,sağlıklı yaşam,cinsel sağlık

akıntıAkıntı
Akıntı kadınların cinsel birleşme organı olan vaginanın enfeksiyonlara karşı bir korunma mekanizmasıdır. Yetişkin bir kadın vaginasında normal olarak bulunan bakteriler, özellikle Döderlein basilleri, vaginanın dökülen epitel hücrelerindeki glikojeni laktik aside çevirerek serviksin alkajen olan salgısını dengeleyerek vagende PH< kadar asit bir ortam sağlarlar. Kadınların % 10-15 kadarının vaginasında mü-küs salgılayan bezler de bulunur. Bu asit ortam ve bakteriler, diğer mikroorganizmalara karşı korunmayı sağlamak üzere vaginanın temizlik derecesini belirler. Kız çocuklarında puberte dediğimiz ergenlik çağına kadar bu engel henüz oluşmadığından çeşitli mikroorganizmalar (gono-kok, streptokok, pnömokok, E. coli, Candi-da albicans, trikomonas v.b.) vaginoya girebilir ve akıntıya (Lökore) neden olabilirler. Kadınlarda menopozdan sonra hormonal yetersizliğe bağlı pembe renkte seröz akıntı görülebilir. Vaginaya sokulan yabancı cisimlerin de her yaşta iltihap ve akıntıya neden olabileceği de unutulmamalıdır.
Beyaz, berrak, sümük şeklinde (mucoid) kokusuz akıntı normal östrojen hormon varlığında yumurtlama belirtisi olarak her sağlıklı kadında görülür. Tıptaki Latince adı Fluor albus’dur. Gebelikten korunma hapları alanlarda bu akıntı artabilir. Beyaz peynir kırıntısı şeklinde (lor peyniri), küf kokusunda ve fazla miktarda olan akıntt mantar enfeksiyonunu, beyaz, süt renginde kıvamlı akıntı, kollum iltihabını gösterir. Trikomonas denilen tek hücreli parazitlerin neden olduğu iltihapta (trikomonasis) sa-rı-yeşil renkte köpüklü ve pis kokulu bit akıntı olur. Kahverengi, sulu, küf kokulu akıntılar iç ve dış cinsel organların çeşitli iltihaplarında, veya tümörlerinde ilk belirti olarak görülür. Bu tip akıntılar kadınların doktora başvurmalarını gerektiren nedenlerin başında gelir.
Akıntılar nedenlerine göre doktor tarafından verilecek ağızdan veya vaginal yoldan kullanılan ovul, tablet, krem şeklindeki çeşitli ilaçlarla tedavi edilirler.

Ağrısız Doğum ,ağrısız doğum nasıl olur,dğum yöntemleri,kadın doğum,www.ağrısız doğum.com,www.doğum nasıl olur.com,doğum videoları,cinsel sağlık,sağlıklı yaşam,sağlık

ağrısız doğumDoğum sırasında rahim kaslarının çalış­masına bağlı olarak meydana gelen ağrı­nın duyulduğu yer, beyindeki ruhsal mer­kezlerdir. Bu nedenle dokuların gerilmesi­ne, kasılmasına bağlı ağrılar (somatik ağ­rılar) ruhsal alandaki duruma göre normal veya aşırı şiddette hissedilmektedir. Do­ğum hekimlerinin gözlemlerine göre çoğu kez çevreden edinilen kötü telkinlerin et­kisi altında kalan gebeler bu fizyolojik olayı olduğundan fazla abartmaktadırlar. Aslında doğum olayını doktorundan öğren­miş ve doğum öncesi iyi hazırlanmış bir anne adayının doğumu gayet kolay ba­şardığı görülmektedir.Doğumu kolaylaştırmak için başlangıçta sedatif denilen ilaçlar (Librium, Promazi-ne) kullanılmaktadır. Kollumun açılma dev­resinde ise antispazmodik denen gevşe-tici ilaçlar (Dolantin, Buscopan) ağrı dev­resini kısaltmaktadır. Ayrıca ağrı sırasında gaz anestezikler (Protoksit.+ O- karışımı) koklatılmaktadır. Doğumun sonuna doğru çocuk başının perineye indiği ve çıkıma yaklaştığı devrede ise perineye bölgesel anestezi (lokal anestezi) yapılmaktadır. Böylece,  anne,  çocuğun  çıkışını  duymamakta, epizyotomi denen çıkımın genişle­tilmesi operasyonu kolaylıkla uygulanabil­mektedir. Son zamanlarda bu dönemde annenin uyutulması (genel anestezi) yön­temi de çokça uygulanmaktadır.

Ağrılı Adet Görme ,adet görürken çok ağrıyor,kadınlarda adet dönemi,ağrılı adet,adet kanamaları,cinsel sağlık,kadın sağlı,sağlık,sağlıklı yaşam

Ağrılı Adet GörmeAğrıAdet Görme
Kadınların âdetlerini ağrılı görmelerine hekimlikte dismenore denir. Kadınların çoğu aybaşlarında hafif bir rahatsızlık duya-
bilir, ancak dismenorede kolik tarzında şiddetli bir ağrı, kusma, bulantı, başağrıs ve halsizlik vardır.
Dismenore kuvvetli kasılma yapan rahim adalesinin kansız kalmasından veya ender olarak rahmin arkaya dönük (retrover-sion) oluşundan kaynaklanır. Sonradan meydana çıkan dismenorelerde ise sebep olarak kronik pelvis iltihabı veya endomet-riosis bulunabilir. Ovulasyonsuz yani yumurtalıklardan yumurta atılmadan husule gelen âdet kanamalarında dismenore görülmez. Evlenmemiş veya çocuk yapamayan kısır kadınlarda ovulasyonsuz âdet sık görülen bir olaydır. Bu gözlemden yararlanılarak bazı dismenore vakalarının hormonlarla tedavisi yönüne gidilir.
Tedavide ağrı kesici ilaçlar (aspirin, pa-racetamcl, kodein, mefenamik asit v.b.) hormonlar (kontraseptiv pillüler, progeste-rcn) kullanılır. Bazı hastalarda rahim ağzının genişletilmesi yani servikal diiatasyon gibi operasyonlar faydalı olmaktadır.

Afrodizyak ,afrodizyak nedir,afrodizyak yararları,Afrodizyak zararları nelerdir,Afrodizyak nerde bulunur,sağlık,sağlıklı yaşam

AfrodizyakKendisine söylenenleri anlamayan ve konuşamayan afazi durumunda bir hasta.
Cinsel isteği ve gücü artıran maddelere afrcdizyak denir. Cinsel hormonların fazla veya az elması ile cinsel istek arasında bir ilişki yoktur. Bu sebeple cinsel gücü ortırmak için hormonlar pek kullanılmaz. Aslında organik bir hastalığı olmayanlarda cinsel istek ve güç bazı psikolojik nedenler ve çevre şartlarının etkisindedir.
Eskiden afrodizyak olarak kullanılan ve kuvvet macunu olarak yapılıp satılan ilaçların içine bu tür etkisinin var olduğuna inanılan baharatlar konurdu. Bunların arasında vanilya, zencefil, topalak, udul, kah-ri, çörek otu, çemen otu, kimyon, darfilfil v.b. sayılabilir.
Ayrıca kunduz böceğinden elde edilen ranülositoz adı verilmektedir. Agranülosi-
kantaradin ve bir cins keçinin gonad sal- toz çoğu kez, bazı ilaçların (Piramidon
gısı olan misk afrodizyak olarak kullanıl- v.b.) alınmasına bağlı olarak da meydana
mıştır gelmektedir.

Adrenogenital Sendrom ,Adrenogenital Sendrom nedir,Adrenogenital Sendrom tedavileri,sağlık,sağlıklı yaşam

adrenogential sendromAdrenogenital sendrom böbreküstü bezi­nin aşırı hormon salgılaması sonucu mey­dana gelen bir sendromdur. Bazen doğuştan vardır ve çocuk geliştikçe farkedilir. Yeni doğan kız çocuklarında dış cinsel or­ganlarda erkekleşme görülür. Klitoris, pe­nis gibi büyüktür, kıllanma da barizdir. Bu durumda yalancı iki cinslilik (pseudo her-mafroditizm) söz konusudur. ErKek çocuk­lar ise penisleri iri olarak doğarlar. Bun­lar, herkül tipli iri ve erken büyüyen ço­cuklardır.Tedavi için kortikosteroid hormon yapılır. Bazan bu sendrom bir tümör nedeni ile ergenlik çağında da görülebilir. Şişmanlık ve hipertansiyon bulguları vardır, fakat za­manı geldiği halde ergenlik başlamaz. Bu­nun tedavisinde ise kortikosteroid yarar sağlamaz, tümörü çıkarmak gerekir.ACTH, Beyinden Salgılanan Bir Hormon

Adet Kanaması ,adet kanaması nedir,adet kanaması nasıl olur,adet düzensizliği,adet görme,sağlıklı yaşam,cinsel sağlık,sağlık

adet kanamasıAdet Kanaması
Kadınlarda doğurganlık döneminde 28 gün (4 hafta) ara ile görülen uterustan kan gelmesi olayına âdet kanaması (menstruasyon) veya halk diliyle aybaşı adı verilir. İlk âdet kanaması (menarche) kızlarda ergenliğin başladığı 12-14 yaşlarında görülür ve âdetten kesilme (menopoz) yaşı olan 47-50 yaşlarına kadar sürer.-
Her ay görüldüğü için âdet siklüsü (mens-truel cycle) denen ve kanama ile sonuçlanan aybaşı, beyindeki hipotalamusun, hipofiz ön lobunun yumurtalıkların ve döl-yatağı iç katının rol aldığı karmaşık bir olaydır. Âdet kanaması sona erdiğinde kısa bir dinlenme süresinden sonra, ute-rusun iç yüzeyini döşeyen ve endometri-um denilen mukoz zarda bazı değişmeler olur. Bazal tabakanın üzerindeki salgı bezlerinin ve kan damarlarının yeniden geliştiği, zarın kalınlaştığı, salgı yapmaya başladığı görülür. Bu arada yumurtalıklarda, yumurta taslağını oluşturan ve folikül adını alan keseciklerden biri hipofiz ön lo-bunda salgılanan folikül stimulan hormonu (FSH) adını alan hormonun etkisi ile büyümeye, olgunlaşmaya, aynı zamanda bu folikülün çevresindeki granuloza hücreleri de öströjen dediğimiz hormonu salgılamaya başlar. Sonunda âdetin 14. günü olgunlaşan yumurta karın boşluğuna atılır ki buna ovulasyon veya yumurtlama denir. Yumurtlamadan sonra yumurtalıktaki folikül, sarı cisim (corpus luteum) haline dönüşerek lutein hormonu (progesteron) salgılamaya başlar. Bu hormonun etkisiyle de endometriumda ikinci devre denilen sekresyon devresi (luteal phase) başlamış clur. Eğer yumurta sperm tarafından döllenecek olursa (fertilization) endometrium gelişmeye devam ederek desidua şeklinde gebeliğe hazırlanmaya başlar. Eğer yumurta döllenmezse sarı cisim atrofiye uğ-
1 — Âdet fonksiyonunu beynin altında bulunan hipofiz bezi yönetmektedir.
2 — Hipofizden salgılanan folikül stimulan hormon (FSH) yumurtayı olgunlaştırmaktadır. Grafikte âdetin günlerine göre serumda bulunan miktarı izlenmektedir.
3 — Hipofizin salgıladığı luteinizan hormon (LH)un kan serumundaki değerleri âdetin ikinci devresinde artmaktadır.
4 — Sıcaklık (Bazal temparatür) eğrisi âdetin ikinci yansında progesteron hormonun etkisiyle artış gösterir. Ovulasyon olmadığında artış da görülmez.
5 — Yumurtalığın yaptığı folikülün hormonu (öströjen) serumda âdet günlerine göre değişik miktarda bulunur.
6 — Sarı cismin yaptığı hormonun (progesteron) grafiği.
7 — Primordial folikül ve âdet boyunca gösterdiği değişimler.
rayarak büzülür, beyaz cisim (corpus albi-cans) halini alır. Sonunda progesteron düzeyi düşerek endometriumda da sekresyon evresi sona erer ve yumurtlamadan 14 gün sonra âdet kanaması başlar. Alyuvarlar, akyuvarlar, dökülen epitel hücreleri ve serviks salgısından oluşan toplam 50 cc. lik âdet kanı 2-7 gün içinde kollumdan vaginaya, oradan da dışarıya akar. Âdet kanının kendine özgü bir kokusu vardır ve pıhtılaşmaz.
Bazı kadınlarda yumurtlama olmadan da âdet siklüsü devam edebilir ve âdet görülebilir. Bu durumda anovulatuvar sik-lüsten veya âdetten (anovular menstruati-on) söz edilebilir ki kadınlarda kısırlık nedenlerinden biri sayılır.
Âdet dönemi ve kanama bozukluklarını belirlemek için yapılan tanımlamalara
göre âdet görülmemesine amenora, ağrılı âdet görmeye dismenora, âdet zamanı kanın çok fazla gelmesine menoraji veya hipermenore az miktarda âdet görmeye hipomenore, gününden evvel sık sık âdet görmeye polimenore, seyrek âdet görmeye oligomenore, âdet dışı meydana gelen kanamaya ise metroraji adı verilmektedir. İki âdet arasında yumurtlama zamanına rastlayan günlerde hafif ağrı ile birlikte görülen kanamaya ara kanaması adı verilir ve yumurtlama belirtisi olarak kabul edilir. Bu sırada bazal temperatür dediğimiz beden ısısının günlük değişimlerini gösteren ısı eğrisinde ufak bir düşüşten sonra âdete kadar süren yüksek bir seyir izlenebilir.

Adet Görmeme ,adet nedir,adet kanamaları nedir,adt kimlerde görülür,Adet Görmeme ne zaman olur,sağlık,cinsel sağlık,sağlıklı yaşam

adet görmemeAdet Görmeme
Kadınların fizyolojik olarak hemen her ay düzenli şekilde gördükleri aybaşı kanamasının olmayışına amenore veya âdet görmeme denir.
Kız çocukları ergenlik çağına gelinceyo kadar âdet görmezler. İlk âdet (menarche) iklime ve bünyeye göre değişmek üzere
10-14 yaşlarında başlar ve âdetten kesilmeye yani menopoza (menopause) kadar düzenli bir şfkilde devam eder. Kadınlar 47-50 yaşlarirtdan sonra da bu sebeple normal olarak âdet görmezler.
Kadınların gençlik ve olgunluk çağlarında âdet görmemeleri halinde ilk akla gelen ihtimal gebeliktir. Gebelik süresince kadınlar 9-10 ay âdet görmezler. Loğusalık dö-. neminde hormonal ilişkiler nedeniyle de bir süre âdet görülmeyebilir ki buna lak-tasyon dmenoresi, hal kedilinde ise süt koruması denir.
Bunun dışında bütün amenoreler herhangi bir organik veya hormonal hastalık sebebi olarak veya alınan ilaçlara bağlı olarak meydana gelmiş olabilir. Teşhis ve tedavi edilmek üzere kadın hastalıkları uzmanına gitmek doğru olur.
Aybaşı, Menstruasyon ya da Regl Kanaması

Apandisit, apandisit nedir,apandisit nerde bulunur,apandisit hastalığı nedir,apandisit nasıl bir şey,sağlık,cinsel sağlık,sağlıklı yaşam

Yaygın bir hastalık olan “apandisit”, karnın alt kısmında bulunan ve apandis ya da apendiks denilen kör barsağin iltihaplanmasıdır.

“Apendiks vermiformis uzun ince bir boru veya solucan şeklinde ortalama 9 cm uzunluğunda kör bir barsaktır. iki ila 25 cm arasında değişen uzunlukta olabilir. Çocuklarda, yetiş*kinlerden daha uzundur. Normalde karnın sağ alt bölgesinde yer almakla birlikte farklı konumlarda bulunabilir.”

Vücuttaki işlevi lam olarak bilinmeyen apendiks, bademcik gibi lenfoid doku bakımından zengin bir organ olarak tanımlanıyor.

APANDİSİT NASIL OLUŞUR?
“Apandisit yüzde 90 oranda, apendiks lümeninin (yani apendiksin iç kısmının) dışkı ile tıkanmasından kaynaklanıyor. Sık görülen nedenlerden biri de tenf dokularının şişmesidir.

Çeşitli nedenlerle apendiksin içi tıkandığı zaman, apen*diks lümeninde sıvı birikir, mikroplar çoğalmaya başlar ve iç basınç artar. Basıncın artması ile apendiks şişmeye başlar ve giderek apendiks dokusunun kanlanması ve beslenmesi bozulur. Daha sonra nekroz (çürüme) ve patlama oluşur.”

Türkiye Hastanesi uz*manları, iltihaplanmayı durdurmanın mümkün olmadığını belirterek “apandisit önlenemez; önlemek için herhangi bir metod veya ilaç bulunmuyor” diyorlar.

GÖRÜLME SIKLIĞI
Eldeki verllere göre, apandisit her yasta görülmekte birlikte, en sık olarak genç erişkinlerde, 20-30 yaş grubunda ortaya çıkıyor. 60 yaşından büyüklerde yüzde 5-10 dolayında görülüyor, Çocuklarda en sık 6-10 yas grubunda görülen apandisjtin, 2 yaşından küçüklerde görülme oranı yüzde 2 dolayında kalıyor.

Görülme sıklığı bakrmından cinsîyete göre ilginç tablo gözleniyor, Ergenlik çağından Önce, kız ve erkeklerde apandisit oranı eşit olduğu görülüyor, 15-25 yas grubunda, erkeklerde apandisite 2 kat fazla rastlanıyor. 25 yaşından sonraki dönemde oran tekrar eşitleniyor.

BELİRTİLER VE TANI
Prof Dr. Hasan Taşçı ile Opr. Dr. Cavit Hamzaoğlu, apandisitin belirtileri ve tanısıyla ilgili olarak şunları söylüyorlar. “Karın ağrısı, iştahsızlık ve kusma temel belirtilerdir. Bunların bir araya gelmesi tanıyı kolaylaştırır.

Karın ağrısı; apandisitin en önemli belirtisidir. Genellikle göbek çevresinde veya mide üstünde başlar. Künt bir ağrıdır, azalma ve çoğalma gösterebilir, ama, hiçbir zaman tamamen yok olmaz. Genellikle 4-6 saat sürer (1-12 saat arasında değişebilir.) Daha sonra ağrı karın sağ alt bölgesine yerleşir. Bazı hastalarda ağrı sağ alt kadranda başlar ve orada kalır Apendiksin değişik yerleşimlerine göre ağrı sırtta, sağ veya sol kasıkta veya mesane üstü ve makatta hissedilebilir.

iştahsızlık, hastaların yüzde 90-95 inde ağrıdan daha önce görülen fakat önemsenmeyen bulgudur.

Bulantı ve kusma; önemli bir göstergedir. Hastaların yüzde 75′inde bulantı görülür. Genellikle hasta bir şey yerse Kusar, midesi boşsa kusmaz.

Bu belirtilerin yanında, hastanın, kabızlık, ishal ve gaz çıkaramama gibi şikayetleri de olabilir. Ancak, bunlar tanı değeri taşımazlar.”

Mauyene bulguları, apendiksin, vücutta yerleştiği yere göre değişebiliyor. Patlama olup olmaması da bulguları etkiliyor. Vücut ısısı bazı kişilerde normal kalmakla birlikte bazılarında 37.5-38 dereceye çıkıyor. Hastanın, fazla hareket etmekten kaçınması ve öksürme zıplama gibi hallerde ağrılarının artması tanı bakımından önem taşıyor.
Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisitle ilgili önemli bir noktaya işaret ederek; apandisit belirtilerinin, birçok hastalığın belirtilerine benzediğini belirtiyorlar. Bu nedenle bulguların değerlendirilmesi açısından hekimin deneyimi büyük önem taşıyor.

Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu’nun verdikleri bilgilere göre; karın içi lenf bezleri iltihabı, mide ve bağırsak iltihabı, kadın hastalıkları, dış gebelik, mide ve onikiparmak bağırsağının delinmesi, idrar yolları iltihabı ve taşları, safra kesesi iltihabı, pankreas İltihabı ve bağırsak damarlarının tıkanması gibi rahatsızlıklarla apandisit aynı bulguları verebiliyorlar.

KESİN TEDAVİ
Özellikle gençlik döneminde ortaya çıkan bu yaygın rahatsızlığın ilaçla tedavi imkanı bulunmuyor. Ancak, apandisit, tedavisi kolay hastalıklar arasında yer alıyor. Türkiye Hastanesi hekimleri. kesin tedavinin ameliyat olduğunu belirterek, “hasta, laparoskopik (kapalı) veya açık appendektomi yöntemiyle ameliyat edilip, apandisit alınmalıdır” diyorlar. Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisit ameliyatlarıyla ilgili şu bilgileri veriyorlar:

“Apandisit tanısı konan veya apandisit olabileceği düşünülen hastaların ağızdan beslenmemeleri, ağrı giderici almamaları gerekir. Apandisit, 4 grupta toplanır. Üç gruptaki vakalar;

akut apandisit, perfore (patlamış) apandisit, patlamış ve apse yapmış apandisit, kesin olarak ameliyatla tedavi edilmelidir. Dördüncü grup plastrone apandisittir. Bazen karın içinde omentum adı verilen bir yağ perdesi, apendiksi sarar ve iltihabın karın içine yayılmasını önler. Buna plastrone apandisit denir. Bu durumda hasta hastaneye yatırılır ve gözlem altına alınarak, antibiyotik tedavisine başlanır. Eğer şikayetler gerilerse hasta taburcu edilir ve 6-8 hafta sonra tekrar değerlendirip ve ameliyata alınır.”

ÖLÜME NEDEN OLABİLİR
Günümüzde apandisit ameliyatları en basit ope*rasyonlardan biri sayılıyor. Ancak tedavisi bu derece kolay olmasına rağmen, ihmal edilmesi halinde. apandisit, tehlikeli bir hastalık oluveriyor. Zamanında ameliyat edilmediği zaman İltihaplı apendiksin patlaması ölüme yol açabiliyor.
Genç erişkinlerde yüzde 15-25, çocuklarda yüzde 50-85, yaşlılarda yüzde 60-90 arasında patlama ihtimali bulunuyor.
Prof. Taşçı ile Opr. Hamzaoğlu, özellikle yaşlılar ve çocuklar açsından apandisitin büyük risk oluşturduğuna dikkat çekiyorlar ve “Yaşlı ve çocuklarda bulgular az olduğundan teşhis konulduğunda patlama olayı gerçekleşmiştir. Bu nedenle ölüm riski çok fazladır.
Genç erişkinlerde apandisitte ölüm oranı yüzde 0.1 in altındayken yaşlılarda bu oran yüzde 50 civarındadır” diyorlar.

Zamanında doktora başvurulduğunda basit; ama, geç kalındığında ölümcül bir hastalık sorunu.

DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR
· Karın ağrısı olduğu zaman kesinlikle kendi başınıza ağrı kesici almayın, mutlaka bir doktara başvurun.

· Bazen apandisitte doktorlarda yanılabilir ve yanlışlıkla mide tedavisine başlanır. Eğer ağrınız geçmiyorsa tekrar doktora gitmelisiniz.

· Normal bir apandisit ameliyatı eğer erken teşhis konulursa yaklaşık 15-30 dakika sürmekte ve hasta 1 gün hastanede yatıp çıkmaktadır.

· Eğer apandisit patlamış ise, ameliyatla apandisit alınır, batın yıkanır ve karın içine 1 adet dren (hortum) konulur ve hasta yaklaşık 2-3 gün hastanede kalır.

· Erken teşhis ve doğru tedavi hayat kurtarıcıdır.

· Günümüzde yüzde 100 apandisit tanısını koyduracak tetkik, laboratuvar ve görüntüleme yöntemi yoktur. Bu nedenle hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve kan tetkikleri bir arada değerlendirilip teşhis konulur. Şüpheli vakalar ağrı kesici verilmeden takip edilir.

Adet kanamaları,adet kanaması nedir,adet kanaması ne zaman olur,bayanlarda adet kanamaları,sağlık,cinsel sağlık,sağlıklı yaşam

Adet kanaması ortalama 13 yaşından menapoza kadar her kadının yaşadığı doğal bir olaydır.Gebe kalamayan kadın rahminin içindeki doku(endometrium) her ay dökülerek yenilenir.Bu dökülme sırasında açılan damarlardan kan, ölü hücreler ve endometriumdan salınan bazı maddeler kanla birlikte, pıhtısız koyu renk ve kıvamda bir karışım olarak vajinadan dışarı atılır. Bu görünümden ve özel kokusundan dolayı halk arasında yaygın olarak “pis” veya “kirli” kan olarak adlandırılsa da bu doğru olmayıp, adet kanı mikropsuz ve özel bir kandır. Genel olarak 3-5 gün sürerse de 1 ila 8 gün sürmesi normal olarak kabul edilir.Ortalama miktarı 30 ml (yarım çay bardağı ) kadar olmakla beraber damlama tarzında kanamadan 80 ml ye (bir çay bardağından biraz fazla) kadar varan miktarlarda olabilir.

Adet dönemi ile ilgili bilgiler genel olarak bir önceki kuşaktan edinilmektedir. Son derece sıradan bir biyolojik olay olarak görülse de bazı kurallara uyulmadığı takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Hiç doğum yapmamış bir kadın , normal menstruel kanamalarla (adet) ülkemizde ki ortalama menapoza girme yaşı 49 olarak alınırsa ömrünün 1 ila 8 yılını adet kanamalarıyla geçirmektedir.Bu hesaplama ile ortaya çıkan rakamlar adet döneminde ki uyulması gereken hijyenik (sağlık) kurallarının ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Adet dönemindeki bakım ve uyulması gereken kurallar aşağıdaki gibi özetlenebilir:
1-Genital (cinsel )organlara yönelik kurallar

-Enfeksiyon
-Fizik kirlilik ve koku
-Cinsel davranışlar
2-Psikolojik kurallar
3-Sosyal kurallar

1-Genital bakımın en önemli kısmı kanama ve bunun sonuçlarına yönelik olmalıdır.
Damar dışındaki kan mikropların üremeleri için uygun bir ortam oluşturur. Ayrıca parçalanan kan hücreleri ve özellikle adet kanıyla karışık olarak atılan ölmüş rahim içi hücreleri kötü bir koku oluştururlar.Bu yüzden adet süresince temizlik ve alınan önlemlerle kanın kokusu ve enfeksiyonlara zemin olutturması önlenmelidir.Bunun için değişik evde yapılmış veya hazır hijyenik pedler,tamponlar kullanılabilir. Pedlerin içinde kanı emen bir doku bulunur.Bunun etrafında ise bez veya dayanıklı kağıt ve giysiye tutturulmak için özel ekler vardır. Pedler kanın vajina ve çevresindeki cildi tahriş etmesini ve giysileri kirletmesini önlemek için kullanılır. Vajinal tamponlar , silindir teklinde, vajina şekline uygun ucunda çıkartılmasını kolaylaştırmak üzere ipi olan, emici madde içeren nesnelerdir.

Bakire olan bayanlarda da kullanılabileceği belirtilmekte ise de gerek ülkemizin sosyo-kültürel yapısı gereği kızlık zarına (hymen) verilen önem,gerekse kızlık zarının değişik şekillerde olabilmesi açısından dikkatli olunmalıdır. Tamponun yerleştirilmesi sırasında kızlık zarında yırtık olması mümkündür. Tampon veya pedlerin kullanımı sırasında başlıca dikkat edilmesi gereken konu temiz olmaları ve 6-8 saatte bir değiştirilmeleridir.

Aynı ped veya tamponun uzun süreli (özellikle vaginal tampon) kullanılması vajina içinde bazı bakteriler (mikroplar) üreyerek bunların oluşturduğu toksinlerle (zehir) ciddi,hatta bazan ölümcül hastalıklar (toksik tok sendromu) bile görülebilmektedir. En azından bazı kronik iltihabi hastalıklar ve cildin tahriş olmasını önlemek için uygun aralıklarla, üretici firmanın önerilerine göre ped ve tamponlar değiştrilmelidir.Ped veya tamponların kirlenmiş olanları genellikle satılan paket içerisinde bulunan kirli ped poşetlerine konularak çöpe atılmalıdır.Çünkü kan yoluyla geçen bazı hastalıkların bulaşmasına neden olabilirler. Aynı tamponun uzun süre kullanılması koku ve kirliliği de önlemekte yetersiz kalır. Ancak yukarıda bahsedilen gerekçeler nedeni ile çok az adet kanaması olsa bile kadınlar pedleri kirlenmemiş olsa da uygun aralıklarla değiştirmelidirler.

Adet döneminde cinsel ilişki kanin varligina bagli olarak itici olabilir. Tibbi olarak dişaridan içeriye dogru bir akim nedeniyle bazi mikroplarin içeri girmesi sonucu iltihabi hastaliklara da neden olabilmesi açisindan az da olsa risk oluşturabilir.Ancak eşlerin her ikisi de herhangi bir enfeksiyon hastaligi taşimiyorlarsa bu olasilik çok düşüktür. Her şeye ragmen bu tür riskler bilinerek adet sirasinda cinsel ilişki olmasi ( bazi kadinlarda adet öncesi ve sonrasinda cinsel istekte artiş olabilmektedir)bir felaket degildir.Hatta adet sirasinda cinsel ilişkiden uzak durulmasi tibbi olmaktan çok sosyal nedenler,tabular ve psikolojik duruma baglidir.Özellikle kadinin adet kanamasi sirasinda ilişki olursa ciddi bir hastalik ortaya çikmasi söz konusu degildir.

2- Adet döneminde hormonal dalgalanmaların da etkisi ile adet öncesinde başlayıp devam eden duygusal ve psikolojik değişiklikler ve bazan bozukluklar olabilir.Bazan adetlerin ağrılı, yoğun ve uzun süreli olması ayrıca tybbi bir problem olabilir ve psikolojik sıkıntıya neden olabilir veya artırabilir.Psikolojik sorunlar yelpazesinin bir ucunda basit günlük aktivitelerdeki aksaklıklar, sinirlilik ve konsantrasyon güçlükleri, diğer ucunda ise ciddi psikiatrik yaklaşım gerektiren depresyon ve psikozlar yer alır.

Durumun ciddiyetine göre ilaç ve psikiatrik desteğe başvurmaktan kaçınılmamalıdır. Hafif (çoğunlukla olduğu gibi) olarak geçiştirilen durumlarda aile ve iş yerindeki destek ve anlayış yeterli olacaktır. Hafif vakalarda bazı ilaç tedavileriyle günlük ve profesyonel aktivitelerdeki performans artırılabilir. Bunun için kadınlar, adet dönemlerinde kendilerini nasıl hissettiklerinin yanı sıra, çevrelerindeki insanların da onları nasıl algıladıklarını öğrenmeye çalışarak, sorunlu olduklarını düşünüyorlarsa hemen bir kadın doğum uzmanına başvurmalıdırlar.

3-Sosyal çevre ile ilişkiler kişinin psikolojik durumu ile çok yakindan ilgili oldugundan adet döneminde sorunlar yaşaniyorsa ciddi konsantrasyon (tatil,eglence,sinav,evlenme,sportif yarişmalar, hac ziyareti vb) gerektiren aktiviteler ertelenebilir. Eger bu tür sosyal aktiviteler ertelenemiyorsa kadin dogum uzmanina baş vurularak adet kanamasinin geciktirilmesi veya öne alinmasi mümkündür. Yüzme ve su sporlari uygun tamponlar kullanilarak yapilabilir.Sudan dolayi kirlenme genellikle söz konusu degildir.

Özetle ömrünüzün yillarla ifade edilen bir bölümünü yanlış bilgi, tabu ve yasaklarla sağlıksız ve huzursuz geçirmeniz gereksizdir. Uygun bir danışma ile doktorunuz yıllarınızın kaybolmasını önleyebilir

Sağlık Bilgileri