| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı yaşam merkezi,Sağlık,Bilgisi, Cinsellik,Kadın,Hastalıkları, Sağlık,bilgisi, cinsellik,fıtık,fizik,tedavi, sex ,çocuk,ruh,erkek,kadın, beslenme,ender,saraç, www.ender saraç.com,www.sağlıkl

Sağlıklı yaşam merkezi,Sağlık,Bilgisi,Cinsellik,Kadın,Hastalıkları,Sağlık,bilgisi,cinsellik,fıtık,fizik,tedavi,sex ,çocuk,ruh, erkek,kadın,beslenme,ender,saraç,www.ender saraç.com,www.sağlıklı yaşam.com,www.diyet programı.com

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar
6 "daha" etiketi kullanan gönderi "daha" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

Kan şekeri yükselmesi,kan şekeri nedir,insülin,kan şekeri nedne yükselir,sağlık,sağlık bilgisi

Kan şekerini belirleyen nedir ?
Bir öğünü takiben kana geçen glikoz miktarı ile bu şekerin kandan uzaklaştırılma hızı arasındaki denge kan şekeri düzeyini belirler. Glikozu kandan uzaklaştıran en etkili mekanizma pankreastan salgılanan insülin hormonunun özellikle kas ve yağ dokusuna fazla glikozu sokmasıdır. Diyette kan şekerini belirleyen en önemli komponent elbette karbonhidratlar (şekerler)ıdır. Ancak yağlar da glikoz emilimini yavaşlatarak etki ederler. Proteinler de insülin salgısını artırarak glikozun kandan uzaklaştırılmasına yardım ederler.

Diyetteki karbonhidratların hem miktarı hem de tipi kan şekerini etkiler. Böylece belirli gıdaların içerdikleri karbonhidrat miktarı ve tipine göre kan şekerine etkileri farklıdır. Son dönemlerde gıdaların kan şekerine etkilerine göre glisemik indekslerinden bahsedilmektedir.

Glisemik indeks tüketilen bir gıda ürününün içindeki karbonhidratlarının kan şekeri üzerine olan etkisinin bir ölçüsüdür. Bazı gıdalar kan şekerini hızla yükseltirken, diğerleri daha masum bir yükselmeye neden olurlar.

Bilimsel olarak bu indeks yenilen bir öğünden iki saat sonra kan şekerinin düzeyi ile ilişkilidir. Referans değer beyaz un veya glikozun kendisidir. Örneğin, 100 gram beyaz un kaynaklı glikoz yendiğinde iki saat sonra ölçülen kan şekeri %100 kabul edilir. İçinde 100 gram farklı türde karbonhidrat olan bir öğün yendiğinde kan şekerini bu kritere göre ne kadar değiştirdiği gözlenir. Eğer örneğin %20 daha az yükseltiyorsa o öğünün ya da gıdanın glisemik indeksi %80ıdir. Yani kan şekerini beyaz un veya glikozun kendisinden daha az (%20) yükseltiyordur. Bu nedenle temel olarak gerek diyabetli bireylerin gerekse sağlıklı yaşamak isteyenlerin glisemik indeksi düşük gıdalar yolu ile karbonhidrat almaya dikkat etmeleri yararlı olacaktır.

Aklınıza gelebilecek bir soru şu olabilir; madem kan şekeri yüksekliği çok zararlı, o zaman diyetten tüm karbonhidratı çıkaralım ya da Atkinson doğru mu söylüyor? Bu sorunun tek ve kesin yanıtı hayırıdır. Çünkü kan şekeri son derece önemlidir ve vücudun olmazsa olmazıdır. Zararlı olan onun yüksekliğidir. Vücudumuzdaki bir trilyon sinir hücresi, 25 trilyon kırmızı kan hücresi ve diğer bazı hücreler (üreme hücreleri, bazı böbrek hücreleri vs.) enerji üretmek ve yaşamak için kan şekerine muhtaçtırlar. Bu nedenle kan şekerimiz düştüğünde sinir hücrelerimiz iyi çalışamaz ve kişi bayılır.

Vücudumuzda kan şekerini düşürmek için tek hormon varken (insülin) düşen kan şekerini yükseltmek için ise en az dört hormona görev verilmiştir (glukagon, böbrek üstü bezi hormonları adrenalin ve glikokortikoidler ve büyüme hormonu). Bu nedenle kişinin günlük enerji gereksiniminin ortalama %45-65ıi mutlaka karbonhidrat kaynaklı olmalıdır ve kan şekeri asla normalin altına düşürülmemelidir.

Bilgisayar başındakileri bekleyen tehlike,sağlık,sağlıklı yaşam

Geçtiğimiz günlerde İngiltere’ nin Bristol kentinde Chris Simmons isimli kişinin, ekran başında 12 saat çalıştıktan sonra başına gelenler, uzun süre hareketsiz çalışanları bekleyen çok önemli bir hastalığı da yeniden gündeme getirdi.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, hareketsizliği yol açtığı rahatsızları Mynet okurları için yazdı.

Önce, 41 yaşındaki bilgisayar programcısını kendi ağzından dinleyelim:
Benim hayatım bilgisayar başında geçiyor. O gün de büromda yalnızdım ve sabahtan akşama kadar, neredeyse hiç kalkmadan çalışmıştım. Birden göğsüme bir ağrı girdi. Bu hayatımda karşılaştığım en şiddetli, en berbat ağrıydı. Değil ayağa kalkmak, biraz derin nefes almakla bile göğsüme keskin bir bıçak sokuluyordu sanki. Kendimi çok kötü hissediyordum, hareket edemiyordum. Sonra terlemeye ve nefesimin daralmaya başladığını hissettim. Öksürürken kan gelince korkum daha da arttı. Adeta masamın başında yığılıp kalmıştım. Neyse ki tesadüfen büroma uğrayan kız arkadaşım beni hemen hastaneye yetiştirdi de, hayatım kurtulmuş oldu.”

Bu İngiliz bilgisayar programcısı gibi, zamanlarının çoğunu hiç hareket etmeden geçiren pek çok kişinin de başına gelebilecek rahatsızlık akciğer embolisi, yani akciğer damarlarının pıhtı ile tıkanması.

AKCİĞER EMBOLİSİ
Akciğer embolisi, akciğer damarlarının bir kan pıhtısı ile tıkanmasına bağlı olarak gelişen bir tablodur. Pıhtının kaynağı çoğu zaman bacakların derin toplardamarlarıdır.

Bacak toplardamarlarında pıhtı oluşumuna neden olan üç önemli faktör vardır:

-Kanın damarlarda birikmesi
-Damar duvarının zedelenmesi
-Kanın koyulaşması

Uzun süre hareket etmeden oturmak kan akımının yavaşlamasına ve kanın bacak toplardamarlarında birikmesine neden olur. Hem uzun süreli oturmak ve hem de bacakların sarkıtılması toplardamarlardaki kan akımının yavaşlatarak pıhtı oluşumuna zemin hazırlar. Bacak damarlarında oluşan pıhtılar buradan koparak akciğer damarlarını tıkarlar ve akciğer embolisi adı verilen hastalığa neden olurlar.

Bir de bu duruma kolaylaştırıcı risk faktörleri eklendiğinde, pıhtı oluşumu kaçınılmaz olur. Yaşlılar, şişmanlar, gebeler, doğum kontrol hapı kullanan hanımlar, sigara tiryakileri, varisleri olanlar, kalp hastaları ve yakın zaman önce ameliyat geçirmiş kişilerde pıhtı oluşma riski çok daha yüksektir.

AKCİĞER EMBOLİSİNİN BELİRTİLERİ
Akciğer embolisinin belirtileri tıkanan akciğer damarının büyüklüğüne göre farklıdır. Pıhtı çok büyük ise kişi aniden fenalaşıp daha ne olduğu anlaşılamadan ölebilir. Daha küçük pıhtılar, ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, öksürük, öksürükle kan tükürülmesi, çarpıntı, ateş, sıkıntı hissi… gibi değişik belirtilere neden olurlar.

Akciğer embolisinin kesin tanısı için, akciğer röntgeni, sintigrafi, spiral tomografisi, kanda D- dimer yüksekliği, bacak toplardamar ultrasonografisi gibi tanı yöntemlerinden yararlanılır.

ÖNLEMLER
Zamanlarının çoğu masa veya ekran başında geçenlerin, meselâ memurların, borsacıların, bankacıların, gazetecilerin… ve diğer büro çalışanlarının aşağıdaki önerilere uymaları bu ciddi tehlikeyi azaltmada çok önemlidir:

-Bilgisayar karşısında uzun süre hareket etmeden oturmayın, arada kalkıp dolaşın.
-Kan dolaşımını artırmak için, bacak kaslarına zaman zaman masaj yapın veya bacaklarınızı 5-10 saniye süre ile gerip gevşetin.
-Oturduğunuz zaman bacaklarınızı sarkıtmayın, yükseğe koyun.
-Çok sıkı çoraplar ve jartiyer kullanmayın.
-Düzenli olarak yürüyüş ve egzersiz yapın.
-Bol sıvı alın. Sigara, alkol ve kafeinli içeceklerden uzak durun.

Unutmayın ki, akciğer embolisi ölümlere de neden olabilen, ancak önlenmesi mümkün olan bir hastalıktır

Diyet Kolanın Zararları,kola nun zararları,kola nedir,kola neden yapılır,sağlık,sağlıklı yaşam

Kola kutularının üzerindeki ‘Soğuk içiniz!’ yazısı lezzet için yazılmamış.Hadise ABD de geçiyor.Ancak bildiğiniz gibi Türkiye’de de birçok kişi diyet kola içiyor. Siz de içiyorsanız, okuduktan sonra fikrinizi değiştireceğinize eminim!

2001 Ekim’inde kız kardeşim çok hastalandı. Mide spazmları vardı, dolaşmakta zorlanıyordu, yürümekte başlı başına problemdi. Sadece yataktan kalkması bile onu tüketiyordu, o kadar çok ağrısı vardı.2002 Mart’ında biyopsiler alındı ve 24 değişik ilaç kullanmaya başladı. Doktorlar kendisine ne olduğunu bulamıyorlardı.O kadar çok ağrısı vardı ve o kadar hastaydı ki, ölmekte olduğunu biliyordu.Hazırlığa başladı. Son bir keyif yaşamak istiyordu, böylece 22 Mart günü(tekerlekli iskemlede olmak kaydıyla) Florida’ya gitmeyi planladı.19 Mart günü testlerinin nasıl geçtiğini öğrenmek için kendisini aradım.Testlerde bir şey bulunamadığını ama kendisinde MS(multiple skleroz) olduğunu düşündüklerini söyledi. Çok şaşırdım sonra bir arkadaşımın ban e-mail olarak gönderdiği bir yazıyı hatırladım ve ona sordum: ‘Diyet kola içiyor musun?’ ‘Evet!’ dedi. O anda da bir tanesini açıp içmek üzere olduğunu söyledi.Açmamasını ve diyet meşrubat içmemesini söyledim, bahsettiğim yazıyı e-maille kendisine gönderdim. Telefon konuşmamızdan 32 saat sonra beni aradı, diyet meşrubat içmeyi bıraktığını ve yürüyebildiğini, merdiven çıkabildiğini ve adale spzmlarının kaybolduğunu söyledi. İyileşmemişti ama kendisini kesinlikle daha iyi hissediyordu. Makaleyi doktorlarına göstereceğini ve eve dönünce beni arayacağını söyledi. Beni aradı, doktoru çok etkilenmişti ve diğer MS hastalarını arayarak suni tatlandırıcı(Aspartam) kullanıp kullanmadıklarını soracağını söylemişti. Çünkü insanlar diyet meşrubat içindeki aspartam maddesiyle zehirleniyor ve yavaş yavaş ölüyorlardı. 22 mart’ta Florida’ya giderken tek bir hap almıştı-Bu da zehirlenmeye karşı olan haptı!- iyileşme yolundaydı ve yürüyebiliyordu! Tekerlekli iskemle olmaksızın! Bu makale hayatının kurtulmasına vesile olmuştu. İşte hayat kurtaran o meşhur makale: Etikette ‘şekersiz’ yazıyorsa ASLA KULLANMAYIN! Çeşitli markalarla pazarlanan ‘aspartam’ hakkında Dünya Çevre Konferansı’nda bir konuşma yapıldı. EPA’ya yönelik bir yazıda 20012de Birleşik Amerika’da multiple sklerosis ve sistemik lupus salgını olduğu, hangi zehrin bunun yaygın hale gelmesine neden olduğunun anlaşılamadığı belirtilmiş. Aspartam neden tehlikeli? Bu suni tatlandırıcının ısısı 86ºF(30ºC. 1 Fahrenheit 1.8 Santigrat derece. 32ºF=0ºC) seviyesine ulaşınca içindeki metil alkol formaldehite sonra da formik aside dönüşüyor; bu da metabolik asidosise yol açıyor. Metanol zehirlemesi diğer şartları açısından multiple sklerosise benziyor. Doktorlar insanlara yanlışlıkla Multiple Sklerosis(MS) teşhisi koyuyor. MS ölüme yol açmazken metanol zehirlemesi öldüdrücü oluyor. (Şişelerde,kutularda ‘soğuk içiniz’ yazılıdır. Devamı şöyle olmalı idi: ‘Soğuk içmezseniz zehirlenirsiniz.’) Sistemik lupus da neredeyse en az MS kadar yaygın hale geldi, özellikle ‘diyet kola’ içenler arasında! Kurban genellikle suçlunun aspartam olduğunu bilmiyor.Kullanmaya devam ediyor, lupus da artık hayatı tehdit edecek seviyeye ulaşıyor. Diyet içecekleri bıraktıktan sonra sistemik lupus hastalarının asistemik hale geldikleri görüldü.MS teşhisi konan hastalarda (aslında bunlar metanol zehirlemesi hastalarıydı!) semptonların çoğu kayboldu.Görüş yeteneğinin geri kazanıldığını ve işitme duyusunun önemli ölçüde iyileştiği görüldü.Bu, tinnitus vakalarında da geçerliydi.Bir konferansta ‘ Aspartam kullanıyorsanız (NutraSweet,Equal,Sponful vs.) ve fibromalji,spazmlar,ani ağrılar,bacaklarınızda uyuşma,kramp,vertigo,bulantı,baş ağrıları,tinnitus,eklem ağrısı,depresyon,endişe atakları,bozulan konuşma, bulanık görme veya hafıza kaybı semptomlarından şikayetçiyseniz muhtemelen aspartam hastası olunduğu söylendi. Konuşma sırasında bazı kişiler ‘Bu semptomlardan bazıları bende de var.Bundan kurtulmak mümkün mü?’ diye sordular. Cevap olarak; ‘Evet! Diyet meşrubat içmezseniz ve gıda etiketlrinde yazılı aspartam kelimesine dikkat ederseniz, evet!’ verildi. Çok ciddi bir problemle karşı karşıyayız.Bir hastanede hemşire ağır diyet kola bağımlısı 6 arkadaşının tamamında MS problemi olduğunu belirtmiş.Bu asla tesadüf değildi! Unutmayın ki, ‘diyet kola’ asla bir diyet ürünü değildir. Kongre raporuna göre karbonhidrat birikimine neden oluyor ve sizi şişmanlatıyor. Formaldehit yağ hücrelerinde depolanıyor, özellikle kalça ve basenlerde birikiyor. Dr. Roberts bir kere bu ürünleri bırakınca ekstra spor yapmaksızın deneme süresi içinde 19 kilo kaybeden hastası olduğunu belirtiyor. Aspartam özellikle şeker hastaları için tehlike. Hastalarında retinopati olan hekimlerle görüşülmüş ve aslında hastalarındaki semptomların sebebi aspartamdı. Aspartam kan şekerinin kontrolden çıkmasına yol açıyor. Bu yüzden şeker hastası, proteinde bulunan diğer amino asitler olmadan aspartik asit ve fenilalanin maddelerinin nörotoksik hale gelmesiyle hafıza kaybından şikayet ediyor. Aspartik asit ve fenilalanin kan beyin bariyerini aşıyor ve beyin hücrelerini harap ediyor, şeker hastalarında (şeker hastası olmayan kişilerde de) çeşitli tipte beyin hasarı, nöbet hali, depresyon, manik depresyon, panik ataklar, öfke ve şiddetler görülüyor. Dr. Roberts doğum arızalarına, yani gebe kalma ve ilk gebelik döneminde tüketilmesi halinde zeka geriliğine sebep olabileceği konusunda uyarıyor. Bu konudaki literatür. Excitotoxins: The Taste That Kills( öldüren tat),Dr. Russel Blayblock(Healt Pres) ve Defence Against Alzheimer’s Disease(Alzheimer hastalığına karşı savunma),Dr. H.J. Roberts. Dr. Roberts aynı zamanda diyabet uzmanıdır.Bu hekim aspartamın öldürücü etkisini gösteren vakaların yer aldığı bir çalışma yayınladılar. American College of Physicians Konferansı2na göre ‘ Bu ölümcül zehrin sebep olduğu nörolojik hastalıklar salgınından bahsediyoruz.’ Aspartamın 100 farklı üründe bulunduğuna dair kongre tezleri mevcut. İlk tezden sonra peş peşe iki tez sunuldu ama faydası olmadı.hiçbir şey yapılmadı.

Sigara içen kadınlar dikkat,sigaranın sağlığa yaraları,igara içen kadınlar,sigara nasıl içilir,sgara resimleri,sağlık,sağlıklı yaşam

Kadın sigara kullanıcılarının erkeklere göre daha fazla risk taşıdıkları belirlendi.

Çin’de yapılan bir araştırma, sigara içen kadınlarda, amfizem ve kronik bronşit gibi akciğer hastalıkları görülmesi riskinin erkeklere göre daha fazla olduğunu ortaya koydu.

Nanjing Tıp Üniversitesi’nden Dr. Fei Xu, akciğer hastalıklarının Çin’de ikinci sıradaki ölüm nedeni olduğunu kaydetti.

Araştırma kapsamında çeşitli akciğer hastalıkları olan 1743 kişi ile aynı sayıdaki sağlıklı insanın verileri karşılaştırmalı olarak incelendi. Araştırmada, incelenen erkeklerin yüzde 50’sinden fazlasının, kadınların ise yüzde 5,3’ünün sigara içtiği kaydedildi.

Araştırmada, az sayıda sigara içenlerdeki hastalık riskinin yüzde 40, orta dereceli içicilerde yüzde 55, ağır içicilerde ise yüzde 77 daha fazla olduğu saptandı.

Kadın sigara kullanıcılarının ise erkeklere göre yüzde 20 daha fazla risk taşıdıkları belirlendi. Bilimadamları, hastalık riskinin kadınlarda fazla olmasının nedeninin henüz bilimsel olarak ispatlanmış bir nedeni olmadığını belirttiler.

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=44320&cat=220&dt=2007/11/15

Genç kalmanın sırrı,gençliğin sırrı,nasıl genç kalınır,genç kalmak için ne yapmak lazım,sağlık,sağlıklı yaşam

Yüzyıllardır neredeyse herkesin tutkusu olan genç kalmanın sırlarına bir sır daha eklendi

Yaşlanmayı geciktirici bir dizi yöntemlerin oldukça popüler olduğu günümüzde, düzenli yapılan sporlar etkin gençlik ve zindelik sağlıyor…

Yüzme: Yaşlandırmayı geciktiren en etkili spor olarak görülüyor. Özellikle sırtüstü yüzmek, göğüs, sırt kaslarını daha etkili hareket ettirdiği için olası sarkmaları engelliyor. Ayrıca yine stres hormonlarını devreden kaldırıp, ruhsal olarak da insanda olumlu etki bırakıyor.

Bisiklet: Yüksek bir anti-aging faktörü olarak gösterilen bisiklet, aynı zamanda vücudu da genç tutuyor. Bacak kaslarını ve kalçaları sıkılaştıran bisiklet, her yaştan insanların zevkle yapabileceği bir spor olarak görülebilir.

Tenis: Tenis oyuncularının vücutlarının çok güzel olduğunu hiç fark etmiş miydiniz? Vücutta aynı anda tüm kasları hareket ettiren tenis yaşlanmaya karşı da büyük bir kalkan oluşturuyor.

Jimnastik: Her ne kadar yüzme ya da jogging kadar etkili olmasa da, vücudu dinamik ve hareketli kılıyor. Her spor gibi jimnastik yaparken de doğru nefes alıp vermeyi ihmal etmemek gerekiyor.

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=32802&cat=220&dt=2007/08/18

Seksin en büyük düşmanı,sex düşmaları,sex in düşması,cinsel sağlık,sağlıklı yaşam,sağlık bilgisi

Cinsel işlev bozukluklarına en çok uyku apne sendromunda rastlanıyor.

Anadolu Sağlık Merkezi’nden Nörolog Dr. Vedat Sözmen, uykusuzluğun cinsel fonksiyonlara etkisini anlattı. Uyku apne sendromu olan kişilerde genellikle zaten bir cinsel isteksizlik ve cinsel fonksiyon bozukluğu görülür. Mesela birine uyku apne sendromu teşhisi konulurken ‘Horlama var mı, uyku sırasında nefes durması var mı, gece terlemeleri oluyor mu? Gibi bazı klasik sorular sorarız. Bu soruların yanı sıra kişiye ‘Cinsel fonksiyonlarda bir azalma var mı?’ sorusunu da yöneltiyoruz. Bunların hepsi tabii ki uyku apnesi sendromuna işaret etmez ama bunlarla beraber cinsel fonksiyonlarda da bir bozukluk olduğunu söylerse hastayı uyku apne sendromuna daha yakın düşünürüz.

Önce sorun saptanmalı
Uyku apnesi olanlarda genel olarak kandaki oksijen seviyesi düşer ve bu durum kişilerde yağ oranının artmasına neden olur. Kandaki oksijen seviyesinin düşmesi cinsel fonksiyonun yeterince yerine getirilememesine neden olur. Bir de yine aynı şekilde uyku bozuklukları, gün içinde halsizlik, konsantrasyon bozukluğu ve yorgunluk yaptığı için kişi akşam eve geldiğinde zaten halsiz ve uykulu oluyor. Onun için doğrudan uyumak istiyor, bu da cinsel isteksizliğe neden oluyor.Yapılan araştırmalar uyku apne sendromu olan bireylerdeki cinsel sorunların dolaşımdaki testosteron miktarının azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.

Sertleşme bozukluğu
Uyku apne bozukluğuna bağlı sertleşme bozukluğu olan hastalarda apnenin cerrahi veya CPAP ile tedavisinden sonra büyük olasılıkla testesteron düzeylerinin de normale gelmesine bağlı olarak sertleşme bozukluğunda düzelme saptanmıştır. Bilindiği gibi testosteron erkek ve kadında cinsel dürtü ile ilişkili bir hormondur ve kandaki düzeyi stresten, uyku ve duygudurumdaki değişikliklerden etkilenir. Cinsel sorunlara neden olan tıbbi bir neden saptandığında, psikolojik nedenler varolan cinsel sorunu olumsuz etkileyeceği için bu hastaların psikiyatrik açıdan desteklenmesi tedaviyi olumlu etkiler.

Alkol spermi olumsuz etkiliyor
ERKEK kısırlığında sıcak banyo, işyerlerinde veya çevrede bulunan kimyasal maddeler ile zehirli gazlar önemli rol oynuyor. Ayrıca sigara, alkol ve kafein sperm üretimini olumsuz yönde etkiliyor. Bu nedenle baba adaylarının hem çalışma koşullarını gözden geçirmeleri hem de aşırı alkol, kafein ve sigara tüketiminden kaçınmaları gerekiyor.

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=48076&cat=220&dt=2007/12/17

Sağlık Bilgileri