| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı yaşam merkezi,Sağlık,Bilgisi, Cinsellik,Kadın,Hastalıkları, Sağlık,bilgisi, cinsellik,fıtık,fizik,tedavi, sex ,çocuk,ruh,erkek,kadın, beslenme,ender,saraç, www.ender saraç.com,www.sağlıkl

Sağlıklı yaşam merkezi,Sağlık,Bilgisi,Cinsellik,Kadın,Hastalıkları,Sağlık,bilgisi,cinsellik,fıtık,fizik,tedavi,sex ,çocuk,ruh, erkek,kadın,beslenme,ender,saraç,www.ender saraç.com,www.sağlıklı yaşam.com,www.diyet programı.com

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar
10 "genel-sağlık" etiketi kullanan gönderi "genel-sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

Kızılay Kan İstasyonları,kan istasyonu nedir,kan istasyonları nerde bulunur,kan vermek istiyorum,kan nasıl verilir,kan nerede erilir,kızılay,sağlıklı yaşam,sağlık

AYDIN KAN İSTASYONU
Hasan Efendi Mah. Kızılay Cad. No . 45 Kat : 1
0 256 213 77 31

ÇANAKKALE KAN İSTASYONU
Adres: Kemalpaşa Mah. Kızılay Sok. No : 16
0 286 217 12 84

İSKENDERUN KAN İSTASYONU
Çay Mah. 102. Sok. No: 19
0 326 613 63 28
0 326 613 63 27

İZMİT KAN İSTASYONU
Kızılay İş Hanı
0 262 321 22 34

ÖDEMİŞ KAN İSTASYONU
Ulus Meydanı No : 3 0 232 544 86 85

UŞAK KAN İSTASYONU
Milli Egemenlik Cad. No : 6
0 276 224 03 86

KARABÜK KAN İSTASYONU
Karabük Kızılay Binası
0 370 412 47 74

SİNOP KAN İSTASYONU
Sinop Kızılay Binası
0 368 261 27 23

MANİSA KAN İSTASYONU
Avni Gemicioğlu Cad. No: 83
0 236 231 77 86

RİZE KAN İSTASYONU
Rize Kızılay Binası
0 464 213 29 29

Kızılay kan merkezleri adres ve telefonları,kızılay nedir,kızılay ne zaman kuruldu,kızılay iletişim adresleri,kızılay telefonları,kızılay adresler,kızılay telefon numaraları,kızılay kan verme merkezleri,kan vermek,kan nasıl veril

kızılay

İSTANBUL ÇAPA KAN MERKEZİ
Millet Cad. No : 122 Çapa ISTANBUL
Tel : 0 212 534 69 73 – Faks : 0 212 635 29 07

Orta Anadolu Bölgesel Kan Merkezi (ANKARA)
Mamak Cad. No : 10 Cebeci / ANKARA
Tel : 0 312 362 97 00 - 0 312 362 97 01 - 0 312 362 97 02
Faks : 0 312 562 03 46
Web sitesi: www.oabkm.org

EGE BÖLGESEL KAN MERKEZİ (IZMIR)
Kizilay Cad. No : 1/ 1 Alsancak IZMIR
Tel : 0 232 463 63 53 – Faks : 0 232 463 89 01

KARADENIZ BÖLGESEL KAN MERKEZİ (TRABZON)
Uzun Sok. Kizilay Is Hani Kat : 4 TRABZON
Tel : 0 462 321 32 41-Faks : 0 462 321 32 41

GÜNEY BÖLGESEL KAN MERKEZİ (GAZİANTEP)
Alleben Mah. Kemal Köker Cad. şahinbey - GAZİANTEP
Tel: 0 342 232 66 66 Fax: 0 342 231 78 28

DOĞU BÖLGESEL KAN MERKEZİ (ERZURUM)
Cumhuriyet Cad. Tekel Binası Lojmanları Altı Kat:1 ERZURUM
Tel: 0 442 233 82 78 – 79 fax: 0 442 233 92 34

ADANA KAN MERKEZİ
Kurtulus Mah. 16. Sokak. No : 11 ADANA
Tel : (322) 454 26 08 – Faks : 0 322 454 40 63

ANTALYA KAN MERKEZİ
Anafartalar Cad. Balci Apt. No : 62/ 1 ANTALYA
Tel : (242) 244 00 20 – Faks : 0 242 247 30 23

ARTVİN KAN ALMA BİRİMİ
İnönü cad. Kızılay İş Merkezi No:60 Kat:2 ARTVİN
Tel: (466) 212 74 18 Fax: (466) 212 74 12

AYDIN KAN İSTASYONU
Adres : Hasan Efendi Mah. Kızılay Cad. No:12/1 Kat :1 AYDIN
Tel : (256) 213 77 31 Fax:

BALIKESİR KAN MERKEZİ
Atatürk Mah. Bandirma Cad. No : 1 BALIKESİR
Tel : (266) 246 04 80 – Faks : 0 266 246 34 50

BATMAN KAN ALMA BİRİMİ
Bahçelievler mah. Turgut Özal Bulvarı Endüstri Meslek Lisesi Karşısı - BATMAN
Tel: 0 488 213 13 82

BOLU KAN ALMA BİRİMİ (KONTEYNER)
Bahçelievler Mah. Kızılay Hamamı Yanı BOLU

BURSA KAN MERKEZI
Orhan Mah. İmaret Sok. No 9/B BURSA
Tel : (224) 221 15 08 –Faks : 0 224 224 47 09

BURDUR KAN ALMA BİRİMİ
Yeni Mah. Acun Sk. No:19 Kat:1 BURDUR
Tel: 0248 234 15 30 Fax: 0248 234 15 31

ÇANAKKALE KAN İSTASYONU
Adres: Kemalpasa Mah. Kizilay Sok. No : 16 ÇANAKKALE
Tel -Faks : (286) 217 12 84

ÇORLU KAN İSTASYONU
Muhittin Mah. Aslan Sok. Belediye Otoparkı Üstü Çorlu/ TEKİRDAĞ
Tel - Fax: (282) 653 1193

DENİZLİ KAN MERKEZİ
Akkonak Mah. Fatih cad. No:1 DENİZLİ
Tel : (258) 265 49 76 – Faks : 0 258 265 47 51

DİYARBAKIR KAN MERKEZİ
Hastaneler Cad. Kizilay Is Hani Kat : 4 No:3 Dag kapi DIYARBAKIR
Tel : (412) 228 40 71 – Faks : 0 412 228 40 71

DÜZCE KAN MERKEZİ
Eski Istanbul Cad. Anitpark Karsisi DÜZCE
Tel : (380) 514 32 14 – Faks : 0 380 523 84 87

EDIRNE KAN İSTASYONU
Saricapasa Mah. Devlet Hastanesi Yanı EDIRNE
Tel : (284) 213 03 69 – Faks : 0 284 213 03 69

ERZİNCAN KAN İSTASYONU
Karaağaç Mah. Erzincan Devlet Hastanesi Yanı
Eski Döner Sermaye Saymanlık Binası ERZİNCAN
Tel - Fax: (446) 224 37 76

ESKİŞEHİR KAN MERKEZİ
Arifiye Mah. Postane Sok. No:16 ESKİŞEHİR
Tel: (222) 221 99 06-07 Fax: (222) 230 07 75

GİRESUN KAN İSTASYONU
Kale Devlet Hastanesi Ahmet Fatoğlu Diyaliz Merkezi Karşısı GİRESUN
Tel: (454) 215 28 73 Fax: (454) 215 28 74

GÜMÜŞHANE KAN ALMA BİRİMİ
Zafer Meydanı Hükümet Konağı Karşısı Merkez - GÜMÜŞHANE
Tel - Fax: (456) 213 61 44

IĞDIR KAN ALMA BİRİMİ
Emin Ekinci İş Merkezi 1.Kat No:2 IĞDIR
Tel: 0 476 227 07 22

ISPARTA KAN İSTASYONU
Hızır Bey Mah. Halis Sok. No:1 ISPARTA
Tel: 0 246 223 33 35 Fax: 0 246 232 80 23

İSKENDERUN KAN MERKEZİ
Çay Mah. 102.Sok. No: 16 İSKENDERUN
Tel: (326) 613 63 28 Fax: (326) 613 63 27

KAHRAMANMARAŞ KAN İSTASYONU
Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı Yavuz Sultan Selim Mah. No:83
KAHRAMANMARAŞ
Tel: 0 344 236 20 05 Fax: 0 344 236 20 46

KARABÜK KAN İSTASYONU
Atatürk Bulvarı Karabük Kızılay Binası No:4 KARABÜK
Tel: (370) 412 47 74 Fax: (370) 412 54 78

KAYSERİ KAN MERKEZİ
Örnek Evler Mah. Ay Sokak. No : 6 Kocasinan KAYSERI
Tel : (352) 221 07 10 –Faks : 0 352 221 07 12

KIRIKKALE KAN İSTASYONU
Yenidoğan Mah. 23. Sk. Barbaros Hayrettin Cad. 1A KIRIKKALE
Tel: 0318 218 44 77 Fax: 0318 215 35 26

KIRŞEHİR KAN ALMA BİRİMİ
Aşıkpaşa Mah. Eski Ankara Cad. Müftülük Yanı Örnekevler Apt. No:1 KIRŞEHİR
Tel: 0386 214 25 04 Fax: 0386 214 25 00

KIRKLARELİ KAN ALMA BİRİMİ (KONTEYNER)

KİLİS KAN İSTASYONU
Islahiye Cad. 1 No.lu Sağlık Ocağı Yanı No:25 KİLİS
Tel: (348) 813 13 67 Fax: (348) 813 13 68

KOCAELİ KAN İSTASYONU
İstiklal Cad. Kızılay İş Merkezi - İZMİT
Tel -Fax: (262) 321 22 34

KONYA KAN MERKEZİ
Karakurt Mah. Taskapu Medrese Sok. No:36 Meram/KONYA
Tel : 0 332 351 13 54, 0 332 351 76 55 – Faks : 0 332 351 63 13

KÜTAHYA KAN ALMA BİRİMİ
Eski Hükümet Cad. Kızılay Sok. Merkez Komutanlığı Yanı KÜTAHYA
tel: (274) 223 12 12 Fax: (274) 216 68 68

LÜLEBURGAZ KAN ALMA BİRİMİ
Yeni Mah. Emrullah Efendi Ara Sok. No:1 LÜLEBURGAZ
Tel: (288) 413 22 32 Fax: (288) 413 07 87

MALATYA KAN MERKEZİ
Ferhadiye Mah. Özel İdare Sok. No:111 MALATYA
Tel: (422) 326 27 66 Fax: (422) 326 27 88

MANİSA KAN İSTASYONU
Adres : Avni Gemicioðlu Cad. No: 83/B
Tel - Fax: (236) 231 77 86

MERSİN (İÇEL) KAN İSTASYONU
CamiŞerif Mah. 5222 Sok. No:8 Borsa Sarayı Karşısı MERSİN
Tel: (324) 239 41 39 Fax: (324) 237 59 24

NEVŞEHİR KAN ALMA BİRİMİ
Ragıp Üner Mah. 17.Cad. No:1 NEVŞEHİR
Tel: 0384 215 25 52 Fax: 0384 215 25 51

ORDU KAN İSTASYONU
Bucak Mah. İbn-İ Sina Cad. İl Sağlık Müdürlüğü Hizmet Binası Zemin Kat / ORDU
Tel: 0452 225 17 35 Fax: 0452 225 16 75

ÖDEMİŞ KAN İSTASYONU
Ulus Meydanı No:3 ÖDEMİŞ
Tel - Fax: (232) 544 86 85

RİZE KAN İSTASYONU
Kızılay Kan İstasyonu RİZE
Tel - Fax: (464) 317 12 92

SAKARYA KAN İSTASYONU
Adnan Menderes Cad. Devlet Hastanesi Acil Karşısı SAKARYA
Tel: (264) 291 52 26 Fax: (264) 291 52 28

SAMSUN KAN MERKEZI
19 Mayis Mah. Agabali Cad. Adliye karsisi No:1 SAMSUN
Tel : (362) 433 16 61 – Faks : 0 362 433 03 20

SİİRT KAN İSTASYONU
Ziraat Cad. Yeni Mah. Altunç Apt. No: 6 SİİRT
Tel: (484) 223 60 60

SİVAS KAN MERKEZİ
Kepenek Cad. Sular basi Sokak M. Aliaga Camisi yani No:4 SIVAS
Tel : (346) 221 25 78 Faks : (346) 221 99 25

TİRE KAN ALMA BİRİMİ
Dr. Ertuğrul AKER Devlet Hastanesi Bahçe Kahve Mevkii TİRE
Tel: (232) 512 15 22

UŞAK KAN İSTASYONU
Milli Egemenlik Cad. No:6 UŞAK
Tel: (276) 224 74 37 Fax: (276) 224 44 27

VAN KAN MERKEZİ
Şerefiye Mah. Mareşal Fevzi Çakmak Cad. Kültür Sok. VAN
Tel: 0432 214 13 28 Fax:0432 214 13 28

YALOVA KAN İSTASYONU
Spor Sahası Karşısı Sigorta Müdürlüğü Yanı YALOVA
Tel - Fax: (226) 811 55 77

ZEYNEP KAMİL KAN MERKEZİ
Dr. Farhri Atabey Cad. Arakiyeci Hacı Mehmet Mah. No:144 ÜSKÜDAR
Tel : (216) 310 03 85 – Faks : 0 216 310 43 33

ZONGULDAK KAN MERKEZİ
Üzülmez Cad. No : 28 ZONGULDAK
Tel – Faks : (372) 253 42 89

Ölümden Önce Görülenler Rüyaymış,ölümden öncesi,ölmeden önceki anlar,ölümden önce görülenler,ölümden önce ne görürüz,sağlık,sağlıklı yaşam,ölüm

Araştırması ‘Neurology’ dergisinde yayımlanan ABD’nin Lexington kentindeki Kentucky Üniversitesi’nden nörofizyolog Kevin Nelson, “ölüme yakın deneyimler, aslında insanların sandığından çok daha fazla” diyor.Yapılan bazı çalışmalar, beyne elektrik akımıyla verilen uyarıların, ölüme yakın deneyimlerin etkilerini tetiklediğini gösteriyor.
Ketamin etkisi
Uyuşturucular da aynı etkiyi gösteriyor: Atları sakinleştirmek için kullanılan ve illegal bir eğlence aracı olan ketamine, bu belirtilerin çoğuna sebep olabiliyor. Fakat anlık ölüme yakın deneyimler hala açıklanamıyor. Nelson, elleri felç olan hastaların deneyimlerini okuduktan sonra bu olayı araştırmaya karar verdi. Bazı insanların uykuya dalmadan ya da uyandıktan sonra hemen sonra aynı şekilde felç geçirdiğini biliyordu. “O an beynimde bir ışık yandı” diyor.
Aynı sayıda karşıtlar
Nelson, bir vakıf yardımıyla kalp ameliyatı veya trafik kazası gibi travmatik olaylar geçirdikten sonra bu tür deneyimler yaşayan 55 kişi buldu. Ayrıca böyle bir deneyim yaşamayan aynı sayıda kişiyle de söyleşiler yaptı. Ölüme yakın deneyimler geçiren yüzde 60′ı, uykuyla uyanıklık arasında bir bulanıklık yaşadıkları en az bir olay olduğunu söyledi. Ölüme yakın deneyim yaşamayan insanlarda ise bu oran yüzde 24′te kaldı.
Beyinsapında gerçekleşiyor
Bulanık dönemler uyku felcini de içerebiliyor ya da görsel veya işitsel halüsinasyonlar rapor ediliyor. Bu olaylar, rüyada ya da REM (Rapid Eye Movement) uykusunda da ortaya çıkabiliyor ve uyanıklığa da geçiş yapıyor. REM uykusunda kaslar, kuvvet ve gerginliklerini kaybediyor ve felç gibi bir his ortaya çıkıyor. Bu evredeki görsel aktivite, ışıkla çevrilmiş olma hissinin açıklanmasına da yardımcı olabilir. REM uykusu, basit yaşamsal fonksiyonları kontrol eden ve omuriliğe yapışık bulunan beyinsapında gerçekleşiyor. “İronik olarak, beynin bu en ilkel parçası, kimileri için insanlığın tanımı olan deneyimler üretiyor olabilir” diyor Nelson.
Travma geçirmeyenleri arıyor
Nelson şimdi, travma geçirmemiş ama ölüme yaklaşan vücut dışı deneyimler yaşayan insanlar üzerine çalışarak ölüme yakın deneyimleri incelemeyi umut ediyor. Ayrıca diğer psikolojik ya da manevi (spiritüel) etkenlerin rol oynayabileceğini de gözardı etmiyor.

Anemi:Kansızlık , anemi nedir,anemi nasıl oluşur,anemi tevi yöntemleri,anemi hastağılı,sağlıklı yaşamihastalıklar,sağlık

TANIM:
Anemi (kansızlık) pekçok farklı şekilde tanımlanabilen kan rahatsızlığı olarak bilinmektedir. Bu kan rahatsızlığını kırmızı kan hücrelerinin fonksiyonlarında ve sayısındaki anormallik şeklinde ifade edebiliriz. Kırmızı kan hücreleriniz kırmızı rengini hemoglobinden alır, demir içeriği zengin protein oksijeni ciğerlerden vücudun diğer bölgelerine taşır. Anemi kırmızı kan hücrelerinin sayısını azalttığında ya da hücrelerin taşıyabileceği hemoglobin miktarını azalttığında vücudunuzun dokuları oksijenden yoksun kalır. Oksijen eksikliği tipik anemia türleri bulgularını üretir.Bu anemi bulguları: güçsüzlük, aşırı yorgunluk, solgun bir ten, nefes darlığı, düsensiz kalp atışıdır. Hatta çok şiddetli anemi felç, kalp krizi ve kalp tıkanıklığına da yol açabilmektedir. Demir eksikliği gibi bazı anemi türleri doğrudan kendileri rahatsızlığı yaratırken bazı anemilerde ise ardında dalak büyümesi ya da anti kanser ilaçlarının alımıyla sonuçlanan hemolitik anemia gibi bir hastalık yatmaktadır. Bazı anemi hastalıkları kolayca tedavi edilebilirken bazıları ise kronik ve hayatı tehdit edicidir. Aynı biçimde ve büyüklükteki kırmızı kan hücreleri normal bir büyüme ve hemoglobin üretimini oluşturuyor.

EN SIK RASTLANILAN ANEMİ TÜRLERİ:
Demir Eksikliğine Bağlı Anemi :
Vücudun yeni hemoglobin oksijen taşıyan kırmızı hücrelerdeki proteini yaratabilmesi için demire ihtiyacı vardır. Eksik demir alımı demir eksikliğine bağlı anemiye neden olur. Demir eksikliğine bağlı anemilerin neredeyse çok önemli kısmı bazı kronik kanamaların sonucunda meydana gelir. Örneğin; burun kanamaları, basur, mide ya da bağırsak ülseri, polip, gastroenterital kanser ve aşırı adet kanamaları gibi… Vücut bu aşırı kanamalar sırasında yüklü miktarda demir kaybeder. Daha az görülebilen demir eksikliğine bağlı anemi demiri emme yeterli mide asiti olmayan daha yaşlı insanlarda da gelişebilir.

Demire bağlı aneminin kendine özel bulguları:
Yiyecek dışındaki şeylere istek. örneğin; toprak, buz, kireç taşı, nişasta gibi..
Ağız kenarında ve tırnaklarda çatlaklar
Tırnaklarda biçimsizlik; kaşık biçimini almaları gibi..
Tahriş olmuş dil.

Demir eksikliği anemisinin nedenleri:
Yetersiz demir alımı:Gıdalarla dışarıdan alınan demirin yetersizliği halinde oluşur. Sosyo ekonomik düzeyi düşük toplumlarda, beslenme alışkanlıkları yanlış olan toplumlarda sık görülmektedir. Ek besinlere geç başlama, aşırı inek sütü kullanımı bebeklerde anemiye sebep olabilir.Vejeteryan beslenme, yanlış uygulanan zayıflama rejimleri, yeme bozuklukları da anemiye neden olan sebeplerdendir.

Doğumla ilgili nedenler: Prematürelik, çoğul gebelikler anemiye neden olabilir.

Demir gereksiniminin arttığı durumlar:Ülser kanamaları, kadınlarda adet kanamaları gibi akut veya kronik kan kaybı,paraziter enfeksiyonlar, özellikle yaşamın ilk yılı ve adelosan dönemi gibi hızlı büyüme dönemlerinde demir gereksinimi artmakta ve anemiler görülebilmektedir.

Demirin Emilim bozuklukları Kronik ishaller, Kronik enfeksiyonlar ,Sindirim sistemi anomalileri , Malabsorbsiyon sendromu gibi demir emiliminin bozulduğu durumlarda anemi görülebilir.

Günlük demir gereksinimi ve kaybı ne kadardır?
-Günlük demir gereksinimi 1-3 mgr. kadardır. Bunun % 5-10 duedenum ve proksimal ince barsaktan emilir. Günlük kayıp 1 mgr dır. Ter, dışkı, idrar, dökülen hücreler ile kaybedilir. Gereksinim bebeklik, hamilelik, ağır hastalık ve emzirme dönemlerinde artar.

Hangi besinler demir açısından zengindir?
- Kırmızı et, karaciğer, balık, kuru üzüm ve yumurta sarısı demir açısından zengin gıdalardır. Un, ekmek ve tahıllar demir ile zenginleştirilmiş olabilir.

Demir eksikliği anemisi düşünülen hastalarda yapılması gereken başlıca tetkikler neler olmalıdır?
-Tam kan sayımı, serum demiri, serum demiri bağlama kapasitesi, transferin saturasyonu, serum ferritin düzeyi, dışkıda gizli kan ve periferik yaymadır. Tam kan sayımında düşük hemoglobin ve hematokrit değeri, kanda düşük ferritin düzeyi, kanda total bağlama kapasitesi ve kan kaybını değerlendirmek açısından dışkıda gizli kan görülebilir.

Tanı:
Hekim muayenesi ile birlikte yapılacak kan tahlilleri tanı koydurur. Depo demir düzeylerini yansıtan serum ferritin düzeyi düşmüştür.Total Demir Bağlama Kapasitesi artmıştır. Kırmızı kan hücrelerinin boyutları küçük ve renkleri azdır. (mikrositer hipokrom).

Tedavi:
Tedavi de en etkili ilaç demir sülfattır. 2 yaşından küçük çocuklarda kahvaltıdan yarım saat önce günde bir kez; 2 yaşından büyüklerde ise yemeklerden yarım saat önce günlük dozun 3 e bölünmesi önerilmektedir.Tedaviye ortalama 3 ay devam edilmelidir.Aşırı demir yüklenmesine neden olmamak için beş aydan daha fazla demir kullanılmamalıdır.
Ağızdan demir tedavisinde kullanılan demir formları demirsülfat, demir glukanat ve demir fumorattır. Demir tedavisine başladıktan iki ay sonra hemoglobin düzeyi normale dönecektir, ancak çoğunlukla kemik iliğinde olan demir depolarını doldurmak amacı ile tedaviye 6-12 ay daha devam edilmelidir.Damar içerisine veya kas içerisine uygulanabilecek demir ilaçları da ağızdan alıma dayanamayan hastalarda kullanılabilir. Tedavi ile birlikte kan sayımı iki ay içerisinde normale dönecektir.

İlaç kullanılırken dikkat edilecek noktalar nelerdir ?
-En iyi demir emilimi aç karnına olmasına rağmen pek çok insan buna katlanamaz ve gıda ile almak ister. Süt ve sütlü mamüller demir emilimini engelleyeceğinden ilaç ile birlikte alınmamalıdır. C vitamini demir emilimini artırırken hemoglobin üretiminde de önemli yer tutar. Diyet ile alınacak miktar yeterli olmayacağından gebelik ve emzirme dönemi sırasında kadınların yeterli derecede demir almaları gerekir.

Kurşun zehirlenmesi:
Özellikle sanayileşmiş toplumlarda özellikle akaryakıtta ki kurşunun havaya karışması ile oluşan kurşun zehirlenmelerinde demir eksikliği anemileri görülebilmektedir. Önlem olarak yiyeceklerin bol su ile yıkanması ve üzeri örtülü kaplarda saklanması önerilmektedir.

Bulgular:
Hafif olgularda hafif solukluk dışında herhangi bir belirti vermeyebilir. Sadece yapılan kan tahlilleri ile tanı konulabilir. daha ağır olgularda iştahsızlık, sindirim bozuklukları, kabızlık, bazen ağrılı yutma gibi sindirim bozuklukları ortaya çıkabilir.

Tüm kansızlıklarda görülen çarpıntı, eforla oluşan nefes darlığı, başdönmesi, kulak çınlaması, halsizlik, çabuk yorulma görülebilir.

Hekim muayenesinde deri ve mukozalarda solukluk, dilde kızarma, kabarcık ve küçük çatlaklar görür. Ağır olgularda ağız köşelerinde çatlaklar ve dalak büyümesi görülebilmektedir.

Bazı hastalarda toprak yeme gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Aplastik Anemi:
Bu aneminin en ciddi olanlarındandır. Bu ciddi hastalıkta, vücudun kemik ilikleri kırmızı, beyaz gibi kan hücrelerinden yeterli miktarda üretemez. Aplastik aneminin yarıya yakının nedeni bilinemez. Bilinen nedenler kalıtsal kusurlardan radyosyana ve zehirli kimyasal maddelere ya da bazı belirli ilaçların etkisine kadar bir alanda yer almaktadırlar. Bazı virüsler ve kanserler de bu hastalığın altında yatan nedenlerden sayılabilir.

Aplastik aneminin kendine özel bulguları:
Sıkça oluşan enfeksiyonlar
Deri altında görülen kan lekeleri
Travma olmaksızın oluşan bere ya da çürükler
Kendiliğinden oluşan burun, ağız, rektum, vajina ve dişeti kanamaları
Ağız, gırtlak, rektumla ilgili ülserler

Folik Asit Eksikliğine Bağlı Anemi :
Vücudun yeterli kırmızı hücreleri yaratmak için folik aside ihtiyacı vardır. Folik asit olmaksızın kırmızı kan hücre üretimi düşer ve anemi ile sonuçlanır. Bu tür anemiler özellikle alkoliklerde çok sık görülür çünkü alkol folik asitin emilimini ve metabolizmasını engeller. Diğer nedenler bağırsak hastalıkları, kötü emilim hastalıkları, ağızdan alınan gebelikten korunma hapları, kanser için alınan çeşitli ilaçlar ve epilepsi.

Folik Asit eksikliğine bağlı aneminin kendine özgü bulguları:
Bu tür anemiler genişleyen kırmızı kan hücreleri ile karakterize edilirler ve aşağıdaki unsurlarla sonuçlanırlar:

İshal
Depresyon
Şişmiş ve kırmızı bir dil

Hemolitik Anemi:
Çok sık rastlanmayan türden olan bu anemi vücudun doğal artık toplama metabolizması vakitsizce kırmızı kan hücrelerini yok ettiğinde sonuçlanır. Sonuç olarak, kemik iliği yeni kırmızı kan hücrelerini normalden 10 kat daha fazla üreterek bunu telafi etmeye çalışır. Bu yeni hücreler küçük ya da şekilsiz, vücut dokularına oksijeni taşımakta yetersiz olan hücrelerdir. Hemolitic aneminin nedenleri, dalağın genişlemesinden bağışıklık hastalıklarına, hemoglobin molekülleri ya da zar yapısının bozukluklarından kalan sorunlara kadar pek çok nedenle açıklanabilir.(Orak hücre anemisi anormal hemoglobin molekülleri nedeniyle hemolitik aneminin bir türü olarak kabul edilir.) Hemolitik anemi; Zamanından önce gelişen hücrelerin ömrü kısa oluyor. Hücrelerin normal büyüklüğe erişmesini engelliyor ve üretimini azaltıyor.

Hemolitik Aneminin kendine özgü bulguları :
Hemolitik anemi çok sayıdaki kırmızı kan hücrelerinin kısa bir sürede yok olmasıyla oluşan hemolitik krizlerin bir işareti olarak kabul edilebilir. Bu tür krizler aşağıdaki şekildedir:

Ateş
Sırt ve mide ağrısı
Titremeler
Baş dönmesi
Kan basıncındaki önemli bir düşüş
Sarılık ve idrarda koyulaşma
Dalağın genişlemesinden kaynaklanan anormal ağrı

Kötücül Anemi (Pernicious anemia)Vitamin B-12 eksikliği anemisi:
B-12 vitaminin emilimi için mide B-12 asıl faktörü denilen bir maddeyi salgılaması gerekir. Bu temel faktörün eksikliği bu nedenle vitamin B-12 eksikliğine neden olur. Kemik iliğinin kırmızı kan hücrelerini üretebilmesi için B-12 vitaminine ihtiyacı olduğundan, yetersiz miktar anemiye neden olur. Bu tarz anemiler genelikle hayvan ürünlerini yemeyen vejetaryanlarda görülür.

Kötücül aneminin kendine özgü bulguları: Bu tarz bir anemi genişleyen kırmızı kan hücreleriyle (macrocytic anemia) karakterize edilir ve sonuçları:
Eller ve ayaklarda ürperme
Bacaklarda, ayaklarda ve ellerde ve spastik hareketlerde duyum kaybı
Sarı ve mavi renklerle ilgili olarak renk körlüğü türü
Şişmiş, ağrıyan ve yanan bir dil
Kilo kaybı
Kararmış cilt
İshal
Düzensizlik
Depresyon
Entellektüel fonksiyonların azalması

Orak hücre anemisi (sickle-cell anemia):
Afrikalı Amerikalılarda ayrıcalıklı olarak görülen bir tür ırsi hemolitik anemidir. Bu hastalıkta, kırmızı kan hücreleri hücrelerdeki oksijeni azaltan anormal hemoglobin formunu içerir. Sonuç olarak, hilal ya da orak şeklini alırlar ve dalak, böbrek, beyin, kemikler ve diğer organların kan damarlarından rahatça akamazlar. Bu, organlara zarar veren engeller yaratmakla kalmazlar ayrıca hilal şekilleri ile kırıcı ve dokulara oksijeni taşıyamama durumları söz konusu olur. Sonuç anemidir.

Orak hücre anemisinin kendine özgü bulguları:
Hemolitik anemi türü olan bu anemi kandaki oksijen miktarını azaltan aşağıda belirtilen aktiviteleri takip eden krizlerle göze çarpar.

Enerjik egzersizler
Yüksek rakımlı yerler
hastalık
Aneminin aniden kötüleşmesi —ağrı, ateş ve nefessizlik—bu krizleri işaret eder. Anormal ağrı çok şiddetlidir. Bu krizleri geçiren çocuklar çok şiddetli göğüs ağrısı çekerler.

Solaklar Erken Ölüyor,solaklar neden erken ölür,solaklar erken mi ölyor,solak olmak,sağlık,sağlıklı yaşam

Bilim adamlarının ters yöndeki açıklamalarına rağmen insanlar hâlâ çocuklarının sol elini kullanmaması gerektiğini inanıyor. Sadece batıl inançlı toplumlarda değil, modern yapılı ailelerde bile asırlar boyu sol elin şeytana ait olduğuna inanıldı. Dünya nüfusunun yüzde 10’ununu solakların oluşturmasına rağmen, birçok ürün sağ elini kullananlar için üretiliyor. Bu da solaklar için hayatı çekilmez hale getiriyor. İşte Science Magazine dergisinin ‘sol el’ soru cevapları:

Neden bazı insanlar solak doğar?
Bunun nedeni hâlâ bulunamadı.

Solakların nüfusa oranı azalıyor mu?
Hayır. Danimarkalı Olga Basso’nun araştırmasına göre, solakların yaşı ilerledikçe sayılarının azalmasının sebebi erken ölmeleri değil, çocukken ailelerinin baskısı yüzünden kullandıkları eli değiştirmeleri.

Genetik önemli bir etken mi?
Evet. Sağ elini kullanan ailelerin çocuklarının solak olma ihtimali yüzde 10. Solak ailelerde ise bu oran yüzde 26’ya sıçrıyor.

Solakların ömürleri daha mı kısa?
Evet. Psychological Bulletin’deki bir makaleye göre solaklar, sağ ellerini kullananlara göre ortalama 8 yıl daha az yaşıyor.

Genetik etkenler dışında neden solak doğulduğuna dair hipotezler var mı?
Evet var. Kimi uzmanlar, doğumda bazı bebeklerin oksijensiz kaldığını söylüyor. Bu da solaklıkla ilişkili.

Solakların sağ elini kullananlara göre çabuk öğrendikleri doğru mu?
Tersine solakların öğrenme ve okuma zorluğu çekme oranı sağ elini kullananlara göre daha yüksektir.

Neden çoğu insan sağ elini kullanır?
Beynin sağ kısmını konuşmadan sorumlu olan sol lob yönetir. Bilim adamlarına göre sağ eli kullanmanın nedeni dilin gelişmesi. Dilin gelişmesiyle birlikte insanlar istem dışı sağ el kullanmaya başlıyor.

Solaklar için ‘daha yaratıcı’ denir, bu doğru mu yoksa bir hurafe midir?
Solaklarda sağ elini kullananların tersine beyinde konuşmadan iki bölge birden sorumludur. Bu yüzden solakların zihinsel ve sanatsal olarak yaratıcı olduğu bilinir.

Solakların yaratıcılıkları hakkında başka somut teoriler bulunuyor mu?
Solaklar, sağ elini kullananların arasında ‘pratik olabilmek’ için kendilerini geliştirmek zorundadır. Bu sayede yaratıcılıkları ve hayatı kavramaları hızlı gelişiyor.

Tarihin önemli insanları arasında solaklar var mı?

Tarih, başarılı solak isimlerle dolu. Sadece ‘Da Vinci bir solaktı’ demek yetmez mi?..

Kan şekeri yükselmesi,kan şekeri nedir,insülin,kan şekeri nedne yükselir,sağlık,sağlık bilgisi

Kan şekerini belirleyen nedir ?
Bir öğünü takiben kana geçen glikoz miktarı ile bu şekerin kandan uzaklaştırılma hızı arasındaki denge kan şekeri düzeyini belirler. Glikozu kandan uzaklaştıran en etkili mekanizma pankreastan salgılanan insülin hormonunun özellikle kas ve yağ dokusuna fazla glikozu sokmasıdır. Diyette kan şekerini belirleyen en önemli komponent elbette karbonhidratlar (şekerler)ıdır. Ancak yağlar da glikoz emilimini yavaşlatarak etki ederler. Proteinler de insülin salgısını artırarak glikozun kandan uzaklaştırılmasına yardım ederler.

Diyetteki karbonhidratların hem miktarı hem de tipi kan şekerini etkiler. Böylece belirli gıdaların içerdikleri karbonhidrat miktarı ve tipine göre kan şekerine etkileri farklıdır. Son dönemlerde gıdaların kan şekerine etkilerine göre glisemik indekslerinden bahsedilmektedir.

Glisemik indeks tüketilen bir gıda ürününün içindeki karbonhidratlarının kan şekeri üzerine olan etkisinin bir ölçüsüdür. Bazı gıdalar kan şekerini hızla yükseltirken, diğerleri daha masum bir yükselmeye neden olurlar.

Bilimsel olarak bu indeks yenilen bir öğünden iki saat sonra kan şekerinin düzeyi ile ilişkilidir. Referans değer beyaz un veya glikozun kendisidir. Örneğin, 100 gram beyaz un kaynaklı glikoz yendiğinde iki saat sonra ölçülen kan şekeri %100 kabul edilir. İçinde 100 gram farklı türde karbonhidrat olan bir öğün yendiğinde kan şekerini bu kritere göre ne kadar değiştirdiği gözlenir. Eğer örneğin %20 daha az yükseltiyorsa o öğünün ya da gıdanın glisemik indeksi %80ıdir. Yani kan şekerini beyaz un veya glikozun kendisinden daha az (%20) yükseltiyordur. Bu nedenle temel olarak gerek diyabetli bireylerin gerekse sağlıklı yaşamak isteyenlerin glisemik indeksi düşük gıdalar yolu ile karbonhidrat almaya dikkat etmeleri yararlı olacaktır.

Aklınıza gelebilecek bir soru şu olabilir; madem kan şekeri yüksekliği çok zararlı, o zaman diyetten tüm karbonhidratı çıkaralım ya da Atkinson doğru mu söylüyor? Bu sorunun tek ve kesin yanıtı hayırıdır. Çünkü kan şekeri son derece önemlidir ve vücudun olmazsa olmazıdır. Zararlı olan onun yüksekliğidir. Vücudumuzdaki bir trilyon sinir hücresi, 25 trilyon kırmızı kan hücresi ve diğer bazı hücreler (üreme hücreleri, bazı böbrek hücreleri vs.) enerji üretmek ve yaşamak için kan şekerine muhtaçtırlar. Bu nedenle kan şekerimiz düştüğünde sinir hücrelerimiz iyi çalışamaz ve kişi bayılır.

Vücudumuzda kan şekerini düşürmek için tek hormon varken (insülin) düşen kan şekerini yükseltmek için ise en az dört hormona görev verilmiştir (glukagon, böbrek üstü bezi hormonları adrenalin ve glikokortikoidler ve büyüme hormonu). Bu nedenle kişinin günlük enerji gereksiniminin ortalama %45-65ıi mutlaka karbonhidrat kaynaklı olmalıdır ve kan şekeri asla normalin altına düşürülmemelidir.

Burun akıntısını hafife almayın,burun akınıtısı nedir,nezle neden oluşur,sağlık,sağlıklı yaşam

Kayseri Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. İlhan Özer, çocukluk çağında çok sık görülen şikayetler arasında yer alan burun akıntısının sadece soğuk algınlığında olmadığını anlattı:

Yeni doğanlarda, burunda darlık, tıkanıklık gibi doğumsal burun anomalileri ve akut sinüzit ile bronşit, kızamık, boğmaca gibi hastalıkların başlangıç dönemlerinde de su gibi burun akıntısı görülür.

Bazen burun akıntısı ve burunda şişme, nazal mukozanın, soğukhava, nem değişiklikleri, sigara içilmesi, baharatlı yiyecekler tüketilmesi, stres gibi çeşitli uyarılara verdiği tepkidir.

Kafa travması, tümör, doğuştan kaynaklanan bazı beyin-omurilik anomalileri nedeniyle burundan beyin omurilik sıvısı akıntı olarak gelebilir.”

Dr. İlhan Özer, alerjiye bağlı burun akıntısı da görülebileceğini belirterek ”bunlar mevsimsel ya da yıl boyu devam edebilir. Burun akıntısı temiz ve su gibidir. Akıntı ile beraber aksırık, göz rahatsızlıkları tabloya eşlik eder” dedi.

Buruna yabancı cisim kaçması sonucu oluşan akıntının ise tek taraflı, kötü kokulu ve kanlı olabileceğini belirten Özer, bazı ilaçların da burun akıntısına neden olduğunu söyledi.

Bilgisayar başındakileri bekleyen tehlike,sağlık,sağlıklı yaşam

Geçtiğimiz günlerde İngiltere’ nin Bristol kentinde Chris Simmons isimli kişinin, ekran başında 12 saat çalıştıktan sonra başına gelenler, uzun süre hareketsiz çalışanları bekleyen çok önemli bir hastalığı da yeniden gündeme getirdi.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, hareketsizliği yol açtığı rahatsızları Mynet okurları için yazdı.

Önce, 41 yaşındaki bilgisayar programcısını kendi ağzından dinleyelim:
Benim hayatım bilgisayar başında geçiyor. O gün de büromda yalnızdım ve sabahtan akşama kadar, neredeyse hiç kalkmadan çalışmıştım. Birden göğsüme bir ağrı girdi. Bu hayatımda karşılaştığım en şiddetli, en berbat ağrıydı. Değil ayağa kalkmak, biraz derin nefes almakla bile göğsüme keskin bir bıçak sokuluyordu sanki. Kendimi çok kötü hissediyordum, hareket edemiyordum. Sonra terlemeye ve nefesimin daralmaya başladığını hissettim. Öksürürken kan gelince korkum daha da arttı. Adeta masamın başında yığılıp kalmıştım. Neyse ki tesadüfen büroma uğrayan kız arkadaşım beni hemen hastaneye yetiştirdi de, hayatım kurtulmuş oldu.”

Bu İngiliz bilgisayar programcısı gibi, zamanlarının çoğunu hiç hareket etmeden geçiren pek çok kişinin de başına gelebilecek rahatsızlık akciğer embolisi, yani akciğer damarlarının pıhtı ile tıkanması.

AKCİĞER EMBOLİSİ
Akciğer embolisi, akciğer damarlarının bir kan pıhtısı ile tıkanmasına bağlı olarak gelişen bir tablodur. Pıhtının kaynağı çoğu zaman bacakların derin toplardamarlarıdır.

Bacak toplardamarlarında pıhtı oluşumuna neden olan üç önemli faktör vardır:

-Kanın damarlarda birikmesi
-Damar duvarının zedelenmesi
-Kanın koyulaşması

Uzun süre hareket etmeden oturmak kan akımının yavaşlamasına ve kanın bacak toplardamarlarında birikmesine neden olur. Hem uzun süreli oturmak ve hem de bacakların sarkıtılması toplardamarlardaki kan akımının yavaşlatarak pıhtı oluşumuna zemin hazırlar. Bacak damarlarında oluşan pıhtılar buradan koparak akciğer damarlarını tıkarlar ve akciğer embolisi adı verilen hastalığa neden olurlar.

Bir de bu duruma kolaylaştırıcı risk faktörleri eklendiğinde, pıhtı oluşumu kaçınılmaz olur. Yaşlılar, şişmanlar, gebeler, doğum kontrol hapı kullanan hanımlar, sigara tiryakileri, varisleri olanlar, kalp hastaları ve yakın zaman önce ameliyat geçirmiş kişilerde pıhtı oluşma riski çok daha yüksektir.

AKCİĞER EMBOLİSİNİN BELİRTİLERİ
Akciğer embolisinin belirtileri tıkanan akciğer damarının büyüklüğüne göre farklıdır. Pıhtı çok büyük ise kişi aniden fenalaşıp daha ne olduğu anlaşılamadan ölebilir. Daha küçük pıhtılar, ani başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, öksürük, öksürükle kan tükürülmesi, çarpıntı, ateş, sıkıntı hissi… gibi değişik belirtilere neden olurlar.

Akciğer embolisinin kesin tanısı için, akciğer röntgeni, sintigrafi, spiral tomografisi, kanda D- dimer yüksekliği, bacak toplardamar ultrasonografisi gibi tanı yöntemlerinden yararlanılır.

ÖNLEMLER
Zamanlarının çoğu masa veya ekran başında geçenlerin, meselâ memurların, borsacıların, bankacıların, gazetecilerin… ve diğer büro çalışanlarının aşağıdaki önerilere uymaları bu ciddi tehlikeyi azaltmada çok önemlidir:

-Bilgisayar karşısında uzun süre hareket etmeden oturmayın, arada kalkıp dolaşın.
-Kan dolaşımını artırmak için, bacak kaslarına zaman zaman masaj yapın veya bacaklarınızı 5-10 saniye süre ile gerip gevşetin.
-Oturduğunuz zaman bacaklarınızı sarkıtmayın, yükseğe koyun.
-Çok sıkı çoraplar ve jartiyer kullanmayın.
-Düzenli olarak yürüyüş ve egzersiz yapın.
-Bol sıvı alın. Sigara, alkol ve kafeinli içeceklerden uzak durun.

Unutmayın ki, akciğer embolisi ölümlere de neden olabilen, ancak önlenmesi mümkün olan bir hastalıktır

Diyet Kolanın Zararları,kola nun zararları,kola nedir,kola neden yapılır,sağlık,sağlıklı yaşam

Kola kutularının üzerindeki ‘Soğuk içiniz!’ yazısı lezzet için yazılmamış.Hadise ABD de geçiyor.Ancak bildiğiniz gibi Türkiye’de de birçok kişi diyet kola içiyor. Siz de içiyorsanız, okuduktan sonra fikrinizi değiştireceğinize eminim!

2001 Ekim’inde kız kardeşim çok hastalandı. Mide spazmları vardı, dolaşmakta zorlanıyordu, yürümekte başlı başına problemdi. Sadece yataktan kalkması bile onu tüketiyordu, o kadar çok ağrısı vardı.2002 Mart’ında biyopsiler alındı ve 24 değişik ilaç kullanmaya başladı. Doktorlar kendisine ne olduğunu bulamıyorlardı.O kadar çok ağrısı vardı ve o kadar hastaydı ki, ölmekte olduğunu biliyordu.Hazırlığa başladı. Son bir keyif yaşamak istiyordu, böylece 22 Mart günü(tekerlekli iskemlede olmak kaydıyla) Florida’ya gitmeyi planladı.19 Mart günü testlerinin nasıl geçtiğini öğrenmek için kendisini aradım.Testlerde bir şey bulunamadığını ama kendisinde MS(multiple skleroz) olduğunu düşündüklerini söyledi. Çok şaşırdım sonra bir arkadaşımın ban e-mail olarak gönderdiği bir yazıyı hatırladım ve ona sordum: ‘Diyet kola içiyor musun?’ ‘Evet!’ dedi. O anda da bir tanesini açıp içmek üzere olduğunu söyledi.Açmamasını ve diyet meşrubat içmemesini söyledim, bahsettiğim yazıyı e-maille kendisine gönderdim. Telefon konuşmamızdan 32 saat sonra beni aradı, diyet meşrubat içmeyi bıraktığını ve yürüyebildiğini, merdiven çıkabildiğini ve adale spzmlarının kaybolduğunu söyledi. İyileşmemişti ama kendisini kesinlikle daha iyi hissediyordu. Makaleyi doktorlarına göstereceğini ve eve dönünce beni arayacağını söyledi. Beni aradı, doktoru çok etkilenmişti ve diğer MS hastalarını arayarak suni tatlandırıcı(Aspartam) kullanıp kullanmadıklarını soracağını söylemişti. Çünkü insanlar diyet meşrubat içindeki aspartam maddesiyle zehirleniyor ve yavaş yavaş ölüyorlardı. 22 mart’ta Florida’ya giderken tek bir hap almıştı-Bu da zehirlenmeye karşı olan haptı!- iyileşme yolundaydı ve yürüyebiliyordu! Tekerlekli iskemle olmaksızın! Bu makale hayatının kurtulmasına vesile olmuştu. İşte hayat kurtaran o meşhur makale: Etikette ‘şekersiz’ yazıyorsa ASLA KULLANMAYIN! Çeşitli markalarla pazarlanan ‘aspartam’ hakkında Dünya Çevre Konferansı’nda bir konuşma yapıldı. EPA’ya yönelik bir yazıda 20012de Birleşik Amerika’da multiple sklerosis ve sistemik lupus salgını olduğu, hangi zehrin bunun yaygın hale gelmesine neden olduğunun anlaşılamadığı belirtilmiş. Aspartam neden tehlikeli? Bu suni tatlandırıcının ısısı 86ºF(30ºC. 1 Fahrenheit 1.8 Santigrat derece. 32ºF=0ºC) seviyesine ulaşınca içindeki metil alkol formaldehite sonra da formik aside dönüşüyor; bu da metabolik asidosise yol açıyor. Metanol zehirlemesi diğer şartları açısından multiple sklerosise benziyor. Doktorlar insanlara yanlışlıkla Multiple Sklerosis(MS) teşhisi koyuyor. MS ölüme yol açmazken metanol zehirlemesi öldüdrücü oluyor. (Şişelerde,kutularda ‘soğuk içiniz’ yazılıdır. Devamı şöyle olmalı idi: ‘Soğuk içmezseniz zehirlenirsiniz.’) Sistemik lupus da neredeyse en az MS kadar yaygın hale geldi, özellikle ‘diyet kola’ içenler arasında! Kurban genellikle suçlunun aspartam olduğunu bilmiyor.Kullanmaya devam ediyor, lupus da artık hayatı tehdit edecek seviyeye ulaşıyor. Diyet içecekleri bıraktıktan sonra sistemik lupus hastalarının asistemik hale geldikleri görüldü.MS teşhisi konan hastalarda (aslında bunlar metanol zehirlemesi hastalarıydı!) semptonların çoğu kayboldu.Görüş yeteneğinin geri kazanıldığını ve işitme duyusunun önemli ölçüde iyileştiği görüldü.Bu, tinnitus vakalarında da geçerliydi.Bir konferansta ‘ Aspartam kullanıyorsanız (NutraSweet,Equal,Sponful vs.) ve fibromalji,spazmlar,ani ağrılar,bacaklarınızda uyuşma,kramp,vertigo,bulantı,baş ağrıları,tinnitus,eklem ağrısı,depresyon,endişe atakları,bozulan konuşma, bulanık görme veya hafıza kaybı semptomlarından şikayetçiyseniz muhtemelen aspartam hastası olunduğu söylendi. Konuşma sırasında bazı kişiler ‘Bu semptomlardan bazıları bende de var.Bundan kurtulmak mümkün mü?’ diye sordular. Cevap olarak; ‘Evet! Diyet meşrubat içmezseniz ve gıda etiketlrinde yazılı aspartam kelimesine dikkat ederseniz, evet!’ verildi. Çok ciddi bir problemle karşı karşıyayız.Bir hastanede hemşire ağır diyet kola bağımlısı 6 arkadaşının tamamında MS problemi olduğunu belirtmiş.Bu asla tesadüf değildi! Unutmayın ki, ‘diyet kola’ asla bir diyet ürünü değildir. Kongre raporuna göre karbonhidrat birikimine neden oluyor ve sizi şişmanlatıyor. Formaldehit yağ hücrelerinde depolanıyor, özellikle kalça ve basenlerde birikiyor. Dr. Roberts bir kere bu ürünleri bırakınca ekstra spor yapmaksızın deneme süresi içinde 19 kilo kaybeden hastası olduğunu belirtiyor. Aspartam özellikle şeker hastaları için tehlike. Hastalarında retinopati olan hekimlerle görüşülmüş ve aslında hastalarındaki semptomların sebebi aspartamdı. Aspartam kan şekerinin kontrolden çıkmasına yol açıyor. Bu yüzden şeker hastası, proteinde bulunan diğer amino asitler olmadan aspartik asit ve fenilalanin maddelerinin nörotoksik hale gelmesiyle hafıza kaybından şikayet ediyor. Aspartik asit ve fenilalanin kan beyin bariyerini aşıyor ve beyin hücrelerini harap ediyor, şeker hastalarında (şeker hastası olmayan kişilerde de) çeşitli tipte beyin hasarı, nöbet hali, depresyon, manik depresyon, panik ataklar, öfke ve şiddetler görülüyor. Dr. Roberts doğum arızalarına, yani gebe kalma ve ilk gebelik döneminde tüketilmesi halinde zeka geriliğine sebep olabileceği konusunda uyarıyor. Bu konudaki literatür. Excitotoxins: The Taste That Kills( öldüren tat),Dr. Russel Blayblock(Healt Pres) ve Defence Against Alzheimer’s Disease(Alzheimer hastalığına karşı savunma),Dr. H.J. Roberts. Dr. Roberts aynı zamanda diyabet uzmanıdır.Bu hekim aspartamın öldürücü etkisini gösteren vakaların yer aldığı bir çalışma yayınladılar. American College of Physicians Konferansı2na göre ‘ Bu ölümcül zehrin sebep olduğu nörolojik hastalıklar salgınından bahsediyoruz.’ Aspartamın 100 farklı üründe bulunduğuna dair kongre tezleri mevcut. İlk tezden sonra peş peşe iki tez sunuldu ama faydası olmadı.hiçbir şey yapılmadı.

Anemi:Kansızlık , anemi nedir,anemi nasıl oluşur,anemi tevi yöntemleri,anemi hastağılı,sağlıklı yaşamihastalıklar,sağlık

TANIM:
Anemi (kansızlık) pekçok farklı şekilde tanımlanabilen kan rahatsızlığı olarak bilinmektedir. Bu kan rahatsızlığını kırmızı kan hücrelerinin fonksiyonlarında ve sayısındaki anormallik şeklinde ifade edebiliriz. Kırmızı kan hücreleriniz kırmızı rengini hemoglobinden alır, demir içeriği zengin protein oksijeni ciğerlerden vücudun diğer bölgelerine taşır. Anemi kırmızı kan hücrelerinin sayısını azalttığında ya da hücrelerin taşıyabileceği hemoglobin miktarını azalttığında vücudunuzun dokuları oksijenden yoksun kalır. Oksijen eksikliği tipik anemia türleri bulgularını üretir.Bu anemi bulguları: güçsüzlük, aşırı yorgunluk, solgun bir ten, nefes darlığı, düsensiz kalp atışıdır. Hatta çok şiddetli anemi felç, kalp krizi ve kalp tıkanıklığına da yol açabilmektedir. Demir eksikliği gibi bazı anemi türleri doğrudan kendileri rahatsızlığı yaratırken bazı anemilerde ise ardında dalak büyümesi ya da anti kanser ilaçlarının alımıyla sonuçlanan hemolitik anemia gibi bir hastalık yatmaktadır. Bazı anemi hastalıkları kolayca tedavi edilebilirken bazıları ise kronik ve hayatı tehdit edicidir. Aynı biçimde ve büyüklükteki kırmızı kan hücreleri normal bir büyüme ve hemoglobin üretimini oluşturuyor.

EN SIK RASTLANILAN ANEMİ TÜRLERİ:
Demir Eksikliğine Bağlı Anemi :
Vücudun yeni hemoglobin oksijen taşıyan kırmızı hücrelerdeki proteini yaratabilmesi için demire ihtiyacı vardır. Eksik demir alımı demir eksikliğine bağlı anemiye neden olur. Demir eksikliğine bağlı anemilerin neredeyse çok önemli kısmı bazı kronik kanamaların sonucunda meydana gelir. Örneğin; burun kanamaları, basur, mide ya da bağırsak ülseri, polip, gastroenterital kanser ve aşırı adet kanamaları gibi… Vücut bu aşırı kanamalar sırasında yüklü miktarda demir kaybeder. Daha az görülebilen demir eksikliğine bağlı anemi demiri emme yeterli mide asiti olmayan daha yaşlı insanlarda da gelişebilir.

Demire bağlı aneminin kendine özel bulguları:
Yiyecek dışındaki şeylere istek. örneğin; toprak, buz, kireç taşı, nişasta gibi..
Ağız kenarında ve tırnaklarda çatlaklar
Tırnaklarda biçimsizlik; kaşık biçimini almaları gibi..
Tahriş olmuş dil.

Demir eksikliği anemisinin nedenleri:
Yetersiz demir alımı:Gıdalarla dışarıdan alınan demirin yetersizliği halinde oluşur. Sosyo ekonomik düzeyi düşük toplumlarda, beslenme alışkanlıkları yanlış olan toplumlarda sık görülmektedir. Ek besinlere geç başlama, aşırı inek sütü kullanımı bebeklerde anemiye sebep olabilir.Vejeteryan beslenme, yanlış uygulanan zayıflama rejimleri, yeme bozuklukları da anemiye neden olan sebeplerdendir.

Doğumla ilgili nedenler: Prematürelik, çoğul gebelikler anemiye neden olabilir.

Demir gereksiniminin arttığı durumlar:Ülser kanamaları, kadınlarda adet kanamaları gibi akut veya kronik kan kaybı,paraziter enfeksiyonlar, özellikle yaşamın ilk yılı ve adelosan dönemi gibi hızlı büyüme dönemlerinde demir gereksinimi artmakta ve anemiler görülebilmektedir.

Demirin Emilim bozuklukları Kronik ishaller, Kronik enfeksiyonlar ,Sindirim sistemi anomalileri , Malabsorbsiyon sendromu gibi demir emiliminin bozulduğu durumlarda anemi görülebilir.

Günlük demir gereksinimi ve kaybı ne kadardır?
-Günlük demir gereksinimi 1-3 mgr. kadardır. Bunun % 5-10 duedenum ve proksimal ince barsaktan emilir. Günlük kayıp 1 mgr dır. Ter, dışkı, idrar, dökülen hücreler ile kaybedilir. Gereksinim bebeklik, hamilelik, ağır hastalık ve emzirme dönemlerinde artar.

Hangi besinler demir açısından zengindir?
- Kırmızı et, karaciğer, balık, kuru üzüm ve yumurta sarısı demir açısından zengin gıdalardır. Un, ekmek ve tahıllar demir ile zenginleştirilmiş olabilir.

Demir eksikliği anemisi düşünülen hastalarda yapılması gereken başlıca tetkikler neler olmalıdır?
-Tam kan sayımı, serum demiri, serum demiri bağlama kapasitesi, transferin saturasyonu, serum ferritin düzeyi, dışkıda gizli kan ve periferik yaymadır. Tam kan sayımında düşük hemoglobin ve hematokrit değeri, kanda düşük ferritin düzeyi, kanda total bağlama kapasitesi ve kan kaybını değerlendirmek açısından dışkıda gizli kan görülebilir.

Tanı:
Hekim muayenesi ile birlikte yapılacak kan tahlilleri tanı koydurur. Depo demir düzeylerini yansıtan serum ferritin düzeyi düşmüştür.Total Demir Bağlama Kapasitesi artmıştır. Kırmızı kan hücrelerinin boyutları küçük ve renkleri azdır. (mikrositer hipokrom).

Tedavi:
Tedavi de en etkili ilaç demir sülfattır. 2 yaşından küçük çocuklarda kahvaltıdan yarım saat önce günde bir kez; 2 yaşından büyüklerde ise yemeklerden yarım saat önce günlük dozun 3 e bölünmesi önerilmektedir.Tedaviye ortalama 3 ay devam edilmelidir.Aşırı demir yüklenmesine neden olmamak için beş aydan daha fazla demir kullanılmamalıdır.
Ağızdan demir tedavisinde kullanılan demir formları demirsülfat, demir glukanat ve demir fumorattır. Demir tedavisine başladıktan iki ay sonra hemoglobin düzeyi normale dönecektir, ancak çoğunlukla kemik iliğinde olan demir depolarını doldurmak amacı ile tedaviye 6-12 ay daha devam edilmelidir.Damar içerisine veya kas içerisine uygulanabilecek demir ilaçları da ağızdan alıma dayanamayan hastalarda kullanılabilir. Tedavi ile birlikte kan sayımı iki ay içerisinde normale dönecektir.

İlaç kullanılırken dikkat edilecek noktalar nelerdir ?
-En iyi demir emilimi aç karnına olmasına rağmen pek çok insan buna katlanamaz ve gıda ile almak ister. Süt ve sütlü mamüller demir emilimini engelleyeceğinden ilaç ile birlikte alınmamalıdır. C vitamini demir emilimini artırırken hemoglobin üretiminde de önemli yer tutar. Diyet ile alınacak miktar yeterli olmayacağından gebelik ve emzirme dönemi sırasında kadınların yeterli derecede demir almaları gerekir.

Kurşun zehirlenmesi:
Özellikle sanayileşmiş toplumlarda özellikle akaryakıtta ki kurşunun havaya karışması ile oluşan kurşun zehirlenmelerinde demir eksikliği anemileri görülebilmektedir. Önlem olarak yiyeceklerin bol su ile yıkanması ve üzeri örtülü kaplarda saklanması önerilmektedir.

Bulgular:
Hafif olgularda hafif solukluk dışında herhangi bir belirti vermeyebilir. Sadece yapılan kan tahlilleri ile tanı konulabilir. daha ağır olgularda iştahsızlık, sindirim bozuklukları, kabızlık, bazen ağrılı yutma gibi sindirim bozuklukları ortaya çıkabilir.

Tüm kansızlıklarda görülen çarpıntı, eforla oluşan nefes darlığı, başdönmesi, kulak çınlaması, halsizlik, çabuk yorulma görülebilir.

Hekim muayenesinde deri ve mukozalarda solukluk, dilde kızarma, kabarcık ve küçük çatlaklar görür. Ağır olgularda ağız köşelerinde çatlaklar ve dalak büyümesi görülebilmektedir.

Bazı hastalarda toprak yeme gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Aplastik Anemi:
Bu aneminin en ciddi olanlarındandır. Bu ciddi hastalıkta, vücudun kemik ilikleri kırmızı, beyaz gibi kan hücrelerinden yeterli miktarda üretemez. Aplastik aneminin yarıya yakının nedeni bilinemez. Bilinen nedenler kalıtsal kusurlardan radyosyana ve zehirli kimyasal maddelere ya da bazı belirli ilaçların etkisine kadar bir alanda yer almaktadırlar. Bazı virüsler ve kanserler de bu hastalığın altında yatan nedenlerden sayılabilir.

Aplastik aneminin kendine özel bulguları:
Sıkça oluşan enfeksiyonlar
Deri altında görülen kan lekeleri
Travma olmaksızın oluşan bere ya da çürükler
Kendiliğinden oluşan burun, ağız, rektum, vajina ve dişeti kanamaları
Ağız, gırtlak, rektumla ilgili ülserler

Folik Asit Eksikliğine Bağlı Anemi :
Vücudun yeterli kırmızı hücreleri yaratmak için folik aside ihtiyacı vardır. Folik asit olmaksızın kırmızı kan hücre üretimi düşer ve anemi ile sonuçlanır. Bu tür anemiler özellikle alkoliklerde çok sık görülür çünkü alkol folik asitin emilimini ve metabolizmasını engeller. Diğer nedenler bağırsak hastalıkları, kötü emilim hastalıkları, ağızdan alınan gebelikten korunma hapları, kanser için alınan çeşitli ilaçlar ve epilepsi.

Folik Asit eksikliğine bağlı aneminin kendine özgü bulguları:
Bu tür anemiler genişleyen kırmızı kan hücreleri ile karakterize edilirler ve aşağıdaki unsurlarla sonuçlanırlar:

İshal
Depresyon
Şişmiş ve kırmızı bir dil

Hemolitik Anemi:
Çok sık rastlanmayan türden olan bu anemi vücudun doğal artık toplama metabolizması vakitsizce kırmızı kan hücrelerini yok ettiğinde sonuçlanır. Sonuç olarak, kemik iliği yeni kırmızı kan hücrelerini normalden 10 kat daha fazla üreterek bunu telafi etmeye çalışır. Bu yeni hücreler küçük ya da şekilsiz, vücut dokularına oksijeni taşımakta yetersiz olan hücrelerdir. Hemolitic aneminin nedenleri, dalağın genişlemesinden bağışıklık hastalıklarına, hemoglobin molekülleri ya da zar yapısının bozukluklarından kalan sorunlara kadar pek çok nedenle açıklanabilir.(Orak hücre anemisi anormal hemoglobin molekülleri nedeniyle hemolitik aneminin bir türü olarak kabul edilir.) Hemolitik anemi; Zamanından önce gelişen hücrelerin ömrü kısa oluyor. Hücrelerin normal büyüklüğe erişmesini engelliyor ve üretimini azaltıyor.

Hemolitik Aneminin kendine özgü bulguları :
Hemolitik anemi çok sayıdaki kırmızı kan hücrelerinin kısa bir sürede yok olmasıyla oluşan hemolitik krizlerin bir işareti olarak kabul edilebilir. Bu tür krizler aşağıdaki şekildedir:

Ateş
Sırt ve mide ağrısı
Titremeler
Baş dönmesi
Kan basıncındaki önemli bir düşüş
Sarılık ve idrarda koyulaşma
Dalağın genişlemesinden kaynaklanan anormal ağrı

Kötücül Anemi (Pernicious anemia)Vitamin B-12 eksikliği anemisi:
B-12 vitaminin emilimi için mide B-12 asıl faktörü denilen bir maddeyi salgılaması gerekir. Bu temel faktörün eksikliği bu nedenle vitamin B-12 eksikliğine neden olur. Kemik iliğinin kırmızı kan hücrelerini üretebilmesi için B-12 vitaminine ihtiyacı olduğundan, yetersiz miktar anemiye neden olur. Bu tarz anemiler genelikle hayvan ürünlerini yemeyen vejetaryanlarda görülür.

Kötücül aneminin kendine özgü bulguları: Bu tarz bir anemi genişleyen kırmızı kan hücreleriyle (macrocytic anemia) karakterize edilir ve sonuçları:
Eller ve ayaklarda ürperme
Bacaklarda, ayaklarda ve ellerde ve spastik hareketlerde duyum kaybı
Sarı ve mavi renklerle ilgili olarak renk körlüğü türü
Şişmiş, ağrıyan ve yanan bir dil
Kilo kaybı
Kararmış cilt
İshal
Düzensizlik
Depresyon
Entellektüel fonksiyonların azalması

Orak hücre anemisi (sickle-cell anemia):
Afrikalı Amerikalılarda ayrıcalıklı olarak görülen bir tür ırsi hemolitik anemidir. Bu hastalıkta, kırmızı kan hücreleri hücrelerdeki oksijeni azaltan anormal hemoglobin formunu içerir. Sonuç olarak, hilal ya da orak şeklini alırlar ve dalak, böbrek, beyin, kemikler ve diğer organların kan damarlarından rahatça akamazlar. Bu, organlara zarar veren engeller yaratmakla kalmazlar ayrıca hilal şekilleri ile kırıcı ve dokulara oksijeni taşıyamama durumları söz konusu olur. Sonuç anemidir.

Orak hücre anemisinin kendine özgü bulguları:
Hemolitik anemi türü olan bu anemi kandaki oksijen miktarını azaltan aşağıda belirtilen aktiviteleri takip eden krizlerle göze çarpar.

Enerjik egzersizler
Yüksek rakımlı yerler
hastalık
Aneminin aniden kötüleşmesi —ağrı, ateş ve nefessizlik—bu krizleri işaret eder. Anormal ağrı çok şiddetlidir. Bu krizleri geçiren çocuklar çok şiddetli göğüs ağrısı çekerler.

Sağlık Bilgileri