| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Sağlıklı yaşam merkezi,Sağlık,Bilgisi, Cinsellik,Kadın,Hastalıkları, Sağlık,bilgisi, cinsellik,fıtık,fizik,tedavi, sex ,çocuk,ruh,erkek,kadın, beslenme,ender,saraç, www.ender saraç.com,www.sağlıkl

Sağlıklı yaşam merkezi,Sağlık,Bilgisi,Cinsellik,Kadın,Hastalıkları,Sağlık,bilgisi,cinsellik,fıtık,fizik,tedavi,sex ,çocuk,ruh, erkek,kadın,beslenme,ender,saraç,www.ender saraç.com,www.sağlıklı yaşam.com,www.diyet programı.com

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar
8 "ya" etiketi kullanan gönderi "ya" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

Bebeğinizin Zekasını Ölçün,bebek zekası,bebeklerin zekaları,bebek zeki mi,sağlık,çocuk sağlığı,sağlıklı yaşam

Bebek Gelişim Testi

 

1- Bebeğiniz…
a. Yemek yemek istemediği zaman başını başka tarafa çeviriyor mu?
b. Kucak istediği zaman başını/kollarını yukarı kaldırıyor mu?
c. Ellerini çırpıp bay bay yapıyor mu?

2- Bebeğiniz
a. Uzattığınız oyuncağı elinizden kapabiliyor mu?
b. Kasıtlı olarak oyuncağı yere atıyor mu?
c. İki fincan ya da iki bloğu üst üste koyabiliyor mu?

3- Bebeğiniz
a. Kapı ya da açılır kapanır kanatları açmakta zorlanıyor mu?
b. Kapı ya da kanadı açmak için parmağıyla itiyor mu?
c. Kapı ya da kanadı rahatlıkla açıp kapıyabiliyor mu?

4- Bebeğinizi yemeğini yerken
a. Sizin yedirmeniz mi gerekiyor?
b. Bezelye gibi küçük besin parçalarını eliyle almaya çalışıyor mu?
c. Baş parmak ve diğer parmaklarını kullanarak bezelye gibi küçük besin parçalarını alabiliyor mu?

5 – Bebeğiniz
a. Ritmik bebek şarkılarını söylediğinizde hoşuna gidiyor mu?
b. Parmaklarını bir bir saydığınızda elini ya da ayağını hazır hale getiriyor mu?
c. El çırpma eşliğinde bir şarkıyı duyunca ellerini çırpıyor mu?

 

6- Bebeğiniz
a. Düşürdüğü oyuncağına kayıtsız kalıyor mu?
b. Düşürdüğü oyuncağını arıyor mu?
c. Oyuncağını kasıtlı olarak düşürüp nereye gittiğine bakıyor mu?

7- Bebeğiniz
a. Çıkardığı manasız sesler ile sizinle bir tür sohbet yapabiliyor mu?
b. Sizin baktığınız tarafa bakıyor mu?
c. Oyuncak bardaktan içmek gibi bir hareketi taklit edebiliyor mu?

8- Bebeğiniz
a. Oyuncak telefonu ile oynadığınızda bu oyuncağa da diğer oyuncaklara olduğu gibi mi davranıyor?
b. Oyuncak telefonun neler yapabileceğini görmeye ilgi gösteriyor mu?
c. Tuşlara basıp kulağına götürmek gibi bekleneni mi yapıyor?

9- Bebeğiniz
a. Oyuncağını bir örtünün altına sakladığınızda başka bir tarafa mı bakıyor?
b. Bir parçası görünen oyuncağını bulmak için örtünün altına bakıyor mu?
c. Örtüyü kaldırıp saklanan oyuncağını buluyor mu?

10- Bebeğiniz
a. Adıyla çağrılmasına kayıtsız mı kalıyor?
b. Adını çağırdığınızda size doğru dönüyor mu?
c. Adını tanıyıp ‘Hani anne, hani baba?’ diye sorulduğunda anne ya da babayı tanıyor mu?

Yanıtlar ne anlama geliyor?
Yukarıdaki her bir soru için yanıtlardan birini seçin. Bebeğinizin gelişme oranını bulabilmek için her ‘a’ yanıtına bir puan, her ‘b’ yanıtına iki puan ve her ‘c’ yanıtına üç puan verin.

‘A’ yanıtları ortalama bir bebeğin altı-sekiz aylıkken yapabileceği şeyleri, ‘b’ yanıtları dokuz aylıkken yapabileceklerini, ‘c’ yanıtları ise 12-14 aylıkken yapabileceklerini gösteriyor.

Ortalama bir bebek altı aylıkken listedeki her şeyi yapamayabilir, ama soruların çoğundan ‘a’ alması gerekir. Gereken skor sekiz ya da dokuz olmalıdır.

Dokuz aylık bebeklerin ‘a’ yanıtlarının çoğunu ve birkaç da ‘b’ yanıtı alması gerekir. Gereken skor 13-15.

12 aylıklarda ortalama bir bebek ‘b’ yanıtlarının yanısıra birkaç da ‘c’ almalıdır. Gereken skor 24-36.

Solaklar Erken Ölüyor,solaklar neden erken ölür,solaklar erken mi ölyor,solak olmak,sağlık,sağlıklı yaşam

Bilim adamlarının ters yöndeki açıklamalarına rağmen insanlar hâlâ çocuklarının sol elini kullanmaması gerektiğini inanıyor. Sadece batıl inançlı toplumlarda değil, modern yapılı ailelerde bile asırlar boyu sol elin şeytana ait olduğuna inanıldı. Dünya nüfusunun yüzde 10’ununu solakların oluşturmasına rağmen, birçok ürün sağ elini kullananlar için üretiliyor. Bu da solaklar için hayatı çekilmez hale getiriyor. İşte Science Magazine dergisinin ‘sol el’ soru cevapları:

Neden bazı insanlar solak doğar?
Bunun nedeni hâlâ bulunamadı.

Solakların nüfusa oranı azalıyor mu?
Hayır. Danimarkalı Olga Basso’nun araştırmasına göre, solakların yaşı ilerledikçe sayılarının azalmasının sebebi erken ölmeleri değil, çocukken ailelerinin baskısı yüzünden kullandıkları eli değiştirmeleri.

Genetik önemli bir etken mi?
Evet. Sağ elini kullanan ailelerin çocuklarının solak olma ihtimali yüzde 10. Solak ailelerde ise bu oran yüzde 26’ya sıçrıyor.

Solakların ömürleri daha mı kısa?
Evet. Psychological Bulletin’deki bir makaleye göre solaklar, sağ ellerini kullananlara göre ortalama 8 yıl daha az yaşıyor.

Genetik etkenler dışında neden solak doğulduğuna dair hipotezler var mı?
Evet var. Kimi uzmanlar, doğumda bazı bebeklerin oksijensiz kaldığını söylüyor. Bu da solaklıkla ilişkili.

Solakların sağ elini kullananlara göre çabuk öğrendikleri doğru mu?
Tersine solakların öğrenme ve okuma zorluğu çekme oranı sağ elini kullananlara göre daha yüksektir.

Neden çoğu insan sağ elini kullanır?
Beynin sağ kısmını konuşmadan sorumlu olan sol lob yönetir. Bilim adamlarına göre sağ eli kullanmanın nedeni dilin gelişmesi. Dilin gelişmesiyle birlikte insanlar istem dışı sağ el kullanmaya başlıyor.

Solaklar için ‘daha yaratıcı’ denir, bu doğru mu yoksa bir hurafe midir?
Solaklarda sağ elini kullananların tersine beyinde konuşmadan iki bölge birden sorumludur. Bu yüzden solakların zihinsel ve sanatsal olarak yaratıcı olduğu bilinir.

Solakların yaratıcılıkları hakkında başka somut teoriler bulunuyor mu?
Solaklar, sağ elini kullananların arasında ‘pratik olabilmek’ için kendilerini geliştirmek zorundadır. Bu sayede yaratıcılıkları ve hayatı kavramaları hızlı gelişiyor.

Tarihin önemli insanları arasında solaklar var mı?

Tarih, başarılı solak isimlerle dolu. Sadece ‘Da Vinci bir solaktı’ demek yetmez mi?..

Çocuklar Neden Kilo Alır ? ,çoklarda kilo sorunu,çokcuların kilosu,kilo boy oranı,sağlık,sağlıklı yaşam

Kilo fazlalığı ve şişmanlık sorunu sadece yetişkinleri tehdit etmiyor.
Osman MÜFTÜOĞLU

 

Araştırmalar, kilo fazlalığı ve şişmanlık sorununun çocuklarımızı da tehdit edecek boyutlara ulaştığını gösteriyor.

Çocuklarımız neden aşırı kilolu veya şişman hale geliyor sorusunun cevabı ‘üç yanlış’ta gizli: Yanlış beslenme, yeterinden az bedensel hareket, genetik eğilim.

ÇOCUKLARIMIZIN bedensel fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri, ama aynı zamanda büyüme ve gelişmelerini aralıksız sürdürebilmeleri için karbonhidrat, protein ve yağları dengeli bir şekilde ve ihtiyaçları kadar almaları gerekiyor. Ne karbonhidratlar (unlu ve tatlı besinler, sebzeler ve meyveler), ne proteinler (et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri), ne de yağlar (hayvansal ve bitkisel yağlar) çocuklarınızın ihtiyacı olan besin öğelerini tek başlarına içermezler. Çocukların sadece mevcudu korumak ve tamir etmek için değil, büyümek için de proteinlere, özellikle biyolojik değeri yüksek proteinlere ihtiyacları vardır. Onlara günlük aktivitelerinin gerektirdiği enerjiyi karşılayacak kadar enerjiyi ve büyümelerini sürdürebilecek kadar proteini aynı anda içeren bir ‘besin planı’ gerekiyor.

Çocukların enerji ihtiyaçlarının yaşları ve cinslerine göre değiştiğini de unutmamalı, onlara yeteri kadar enerjiyi de sağlamalısınız. Enerji ihtiyaçlarını karşılarken kalorileri abartır, aşırıya kaçarsanız ya da aldıkları kalorinin gerektirdiği kadar bedensel aktiviteyi yapmadıklarını gözden kaçırırsanız çocuklarınızın fazla kilolu olmalarını kaçınılmazdır. Genetik bazı sorunların, bazı hastalıkların (troid bezi yetmezliği, böbrek üstü bezlerinin aşırı çalışması gibi) da çocuklarınızı şişmanlatması mümkündür.

ÇOCUĞUNUZU FAZLA KİLODAN KORUMAK İÇİN NE YAPABİLİRSİNİZ

İyi örnek olun: Çocuklarınınız yiyecek tercihlerini belirlerken sizi örnek almaktadır. Önce siz doğru ve dengeli beslenerek onlara yol gösterin.

Olumlu ve yapıcı davranın: Kilolu çocuklarınızı eleştirmeyin, motive edin. Öğretmeyin, fark ettirin. Doğru ve dengeli beslenmenin sağlıklı kalmaya yardım ettiğini hissettirin.

Fast food ürünleri önleyin: Sağlıklı besinleri satın almayı, lezzetli ve doğru pişirmeyi, keyifli yemek yemeyi zevkli bir uğraşı haline getiririn.

Birlikte yemek yiyin: Yemek sofralarına mutlaka onları da oturtun. Yemekleri uzun ve keyifli aile sohbetlerine dönüştürün. Yemek yemenin hem bir haz, hem de vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu farkettirin.

Porsiyonları küçültün: Daha küçük porsiyonları daha yavaş ve uzun uzun çiğneyerek tüketme alışkanlığı edinmelerine yardımcı olun. Yiyecek ve içecek seçimlerinde küçük porsiyonlara yöneltin.

Kahvaltıyı atlamayın: Gerekiyorsa biraz daha erken kalkarak kahvaltı hazırlamayı, onlarla birlikte kahvaltı yapayı, iyi bir kahvaltı ile çocuklarınızı güne zinde ve formda başlatmayı bir alışkanlık haline getirin. Kahvaltı yapmayan çocuklar daha kolay şişmanlıyor, daha zor öğreniyor ve ruh sağlıkları daha kolay bozuluyor.

Fiziksel aktiviteye yönlendirin: Onlarla birlikte yapabileceğiniz eğlenceli aktiviteler yaratın. Birlikte yürüyüş, bisiklet gezisi veya bahçede futbol oyunu planlayın. Kalıcı fiziksel aktivite alışkanlığı edinmeleri için tenise, yüzmeye, kayak veya top oyunlarına yönlendirin. Sporcu sorumluluğu edinmelerini sağlamaya çalışın.

Bazı cümleleri kullanmayın: Diyet yapmak, kalorileri saymak, her sabah veya akşam koşmak, tatlıları, tuzluları, dondurmaları yasaklamak, kekleri, pastaları, börekleri, çörekleri unutmak… Bu ve benzeri cümleleri kendinize yasaklayın.

Hiçbir kilo azaltıcı desteği kullandırmayın: Çocuklar için kullanımına müsaade edilen herhangi bir güvenli destek bulunmamaktadır. Reçeteli olarak kullanımına izin verilen ve kilo azaltmada kullanılan ilaçların 16 yaşından küçük çocuklarda kullanılması önerilmemektedir.

Okul beslenmesini takip altında alın: Okulda verilen yemeklerin, okul kantininden aldıkları atıştırmaların sağlıklı besinler olup olmadığını izlemeye çalışın. Okulda yeterince hareketli olup olmadıklarını rehber öğretmenlerden izleyin.

+18 siteler iktidarsızlık yapıyor,+ 18 sitelere giriş,+ 18 siteler nelerdir,sağlık,cinsel sağlık,sağlıklı yaşam

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, erkeklerin en büyük kabuslarından biri olan iktidarsızlıkla ilgili soruları yanıtladı:

İktidarsızlık tüm erkeklerin başına gelen bir sorun mu, ne kadar yaygın ?
Dünya genelinde 152 milyon erkek, tekrarlayan sertleşme sorunları yaşıyor. Bu rakamın 2025 yılında 222 milyonu bulması bekleniyor. Neden olarak da; beslenme ve yaşam tarzındaki değişikliklerden strese kadar birçok faktörün etkili olduğu düşünülüyor. En çok rastlanılan sorunlar; erkeklerde sertleşme ve boşalma problemleri, kadınlarda ise orgazm problemleri, vajinismus ve ağrılı ilişkidir. 40 yaşın üzerindeki erkeklerin yarısından fazlasında sertleşme sorunu olduğu tahmin ediliyor. Ne yazık ki, bu hastaların sadece yüzde 2 lik kısmında sorunlar doğru teşhis edilerek tedavi doğru yapılmaktadır. Yüzde 98 inde ise maalesef ya doğru teşhis ya da doğru tedavi eksikliği doğmaktadır.

Gençlerde son yıllarda sorunlarda artış var mı ? Neden ?
Genelde 15-30 yaş grubu aralığında, başta erken boşalma sorunu olmak üzere ereksiyon problemleri de yoğun olarak görülüyor. Bunun temelinde strese bağlı nedenlerin yanı sıra cinsel bilgi eksikliği ve hekime müracaat etmekten çekinme gibi faktörler rol alıyor. Gençler arasında iktidarsızlık probleminde bir artış gözlemliyoruz. Ancak bu artış müracaat sayısından dolayı da olabilir. Daha önce hekime müracaat az olduğu için gençlerdeki olay daha sınırlı diye düşünüyorduk. Erken boşalma yaşayan çok sayıda genci incelediğimizde; genellikle psikolojik kaynaklı sertleşme sorunu olduğunu gözlemledik. Cinsel bilgi eksikliğine bağlı sebeplerden kaynaklanıyor. Son zamanlarda penis boyutuyla ilgili çok takıntı var. Gençlerin ana nedenlerinden biri de bu oldu. Buna taktıkları için ilişkiye kafalarında sorularla giriyorlar. Ayrıca ilişkide bulundukları kişilerin doğru olmayan ifadeleri de gençlerde iktidarsızlık sorunu yaratabiliyor. Özellikle ilişkilerini profesyonellerle yaşayan kişilerde bu daha sık gözleniyor.

Yani ilk cinsel deneyimin profesyonel kişilerle olması iktidarsızlık sorununu mu ortaya çıkarıyor ?
Cinsel deneyimlerini profesyonel kişilerden edinenler, onların yanlış ifadelerine inanıyorlar. Yanlış yönlendirmeler, kafalarda korkunun oluşmasına neden oluyor. Kendilerini yetersiz hissettiklerinde bu korkuyla cinsel ilişkiye başlıyorlar. Ve bu sorun üst üste tekrarlandığında psikolojik olarak yerleşebiliyor.

Sizce internet gençlere cinsel bilgi edinmede yardımcı oluyor mu ?
Aslında olur ama gençler bunları araştırmak ve doğru kaynağa ulaşmak yerine çoğunlukla pornoya yöneliyorlar. İnternetten pornoya kolay ulaşım, gençlerin tamamen seks hakkında hatalı bilgiler edinmelerine neden oluyor. Seks konusundaki cahillikleri de iktidarsızlığa yol açabiliyor. Kendilerini o filmlerle karşılaştırıp, performans korkusuna kapılıyorlar.

Viagra doktordan önce başvurulan bir yöntem mi ?
İktidarsızlık sorunu yaşayan insanlar, ilk durak olarak eczacıya başvuruyorlar. Bu nedenle Aile Sağlığı Araştırma Derneği (ASAD) olarak eczacı ve eczacı kalfalarına dönük 20 şehirde bilgilendirme konferansları vereceğiz. Bu hastaları hekime yönlendirebilmek ve yanlış ilaç kullanımının önünü kesebilmek için 300 e yakın eczacı ve eczacı kalfasına cinsel bilgi konferansı vereceğiz. Sorunu olan insanlar, bu kişilere danıştığında doğru bilgiye ulaşmaları önemlidir. Bu tür ilaçların gerçekten yüzde 100 faydası oluyor ancak ne tür bir soruna karşı, ne tür bir ilacın, nasıl kullanılacağını bilmek gerekli. Bu ilaçları doktora danışmadan kullanan biri, en fazla bir süreliğine şikayetinden kurtulur ancak tedavi olamaz.

Sorunun organik olup olmadığını anlamak için ne gibi tetkikler yapılıyor, kaç günde sonuç alınıyor, tedavinin ve teşhisin maliyeti yüksek mi ?
Bugün bütün dünyada uygulanan protokole göre; cinsel fonksiyon ile ilgili müracaatlarda hastanın ve partnerinin birlikte ele alınması gerekir. Cinsellikle ilgili bilgilerin derecesi, çocukluktan beri geçirdikleri cinsel travmalar, ailenin cinselliğe bakış açısı gibi faktörler ve kişinin cinsel gelişimi dikkatli bir şekilde araştırılmalıdır. Bu faktörlerin psikolojik veya organik olup olmadığı değerlendirilmelidir. Organik faktörler; hormonal, metabolik (şeker, kolesterol vb), damarsal ve nörolojik nedenlere bağlı olabilir. Bu faktörler yapılan kan analizleri, dopler tetkiki ve gerekirse gece ereksiyon testi ile kontrol edilir. Elde edilen verilere göre tedaviye geçilir. Eğer organik faktörlerin yanında psikolojik sorunlar da mevcutsa davranış tedavisi uygulanır. Bu arada organik sebebe yönelik tedavi ile hekim ilaçlardan da uygun gördüğü birini diğer tedavilere ek olarak kullanabilir. Alınacak cevaba göre de hekim tedavinin yönünü ayarlar. Bu yapılan medikal tedaviye rağmen sonuç alınamazsa, cerrahi yöntemler ile tedavi tamamlanır. Genelde uyku testi dahil bütün bu psikolojik ve organik tetkikler, iki gün içinde tamamlanabilir.

Cinsel fonksiyon tedavisi başvurusunda bulunan hastalarda tedavi kesin midir? Tedavinin başarılı sonuç vermesini etkileyen faktörler nelerdir ?
Cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açan faktörler arasında organik ve psikolojik pek çok sebep bulunuyor. Altında yatan nedenin organik bir sisteme bağlı olduğu durumlarda; tedavide bu sisteme ait bozukluk ortadan kaldırılırsa cinsel fonksiyon da düzelir. Bu sebep devam ederse tedaviye direnç oluşturur. Müracaat eden kişinin sorununun nereden kaynaklandığı tam olarak ortaya konduğu takdirde; organik olsun psikolojik olsun meydana gelen cinsel fonksiyon problemini halledebilecek pek çok tedavi seçeneği bulunuyor. Hasta, altını çiziyorum; sıkılmadan tedavisini ve hekime başvurularını yenilemelidir, hekime takip imkanı tanımalıdır. Türkiye de önemli bir hasta grubu hekime başvurmaya çekinmekte veya problem ancak uzun yıllara dayanan bir sorun haline geldiğinde başvurmaktadır. 10-15 yıldır bu problemin içinde yaşamaya alışmış kişilerin karar verince, ilk müracaatında sorunum hemen hallolsun demeleri tedavi şansını da etkilemektedir.

İktidarsızlığın ne kadarı tedavi ediliyor ?
Hekim hastanın kendisinden beklentisini önemli ölçüde özümsemiş olmalıdır. Bir tedavi gerektiği kadar derinlemesine incelemeden tavsiye edilirse, hasta tedaviyi terk eder. Tedavisine devam etmeyen hastaların yarıya yakını, hekimin yaklaşımını doğru bulmuyor, tedavinin sonuca ulaştırmadığı yönünde ifadelerde bulunuyor. Bu da hekimlerle ilgili önemli bir boyut. Tedavinin sürekliliğini etkileyen başka bir nokta da; çiftlerin birlikte samimi olarak problemin çözülmesine yardım edememeleri… Hekim hangi tedavi sonucunda nasıl bir ilerleme olacağını tek tek anlatmazsa, çiftler de birbirlerinden ne beklediklerini bilemiyor ve tedaviyi terk ediyor.

 

Kan şekeri yükselmesi,kan şekeri nedir,insülin,kan şekeri nedne yükselir,sağlık,sağlık bilgisi

Kan şekerini belirleyen nedir ?
Bir öğünü takiben kana geçen glikoz miktarı ile bu şekerin kandan uzaklaştırılma hızı arasındaki denge kan şekeri düzeyini belirler. Glikozu kandan uzaklaştıran en etkili mekanizma pankreastan salgılanan insülin hormonunun özellikle kas ve yağ dokusuna fazla glikozu sokmasıdır. Diyette kan şekerini belirleyen en önemli komponent elbette karbonhidratlar (şekerler)ıdır. Ancak yağlar da glikoz emilimini yavaşlatarak etki ederler. Proteinler de insülin salgısını artırarak glikozun kandan uzaklaştırılmasına yardım ederler.

Diyetteki karbonhidratların hem miktarı hem de tipi kan şekerini etkiler. Böylece belirli gıdaların içerdikleri karbonhidrat miktarı ve tipine göre kan şekerine etkileri farklıdır. Son dönemlerde gıdaların kan şekerine etkilerine göre glisemik indekslerinden bahsedilmektedir.

Glisemik indeks tüketilen bir gıda ürününün içindeki karbonhidratlarının kan şekeri üzerine olan etkisinin bir ölçüsüdür. Bazı gıdalar kan şekerini hızla yükseltirken, diğerleri daha masum bir yükselmeye neden olurlar.

Bilimsel olarak bu indeks yenilen bir öğünden iki saat sonra kan şekerinin düzeyi ile ilişkilidir. Referans değer beyaz un veya glikozun kendisidir. Örneğin, 100 gram beyaz un kaynaklı glikoz yendiğinde iki saat sonra ölçülen kan şekeri %100 kabul edilir. İçinde 100 gram farklı türde karbonhidrat olan bir öğün yendiğinde kan şekerini bu kritere göre ne kadar değiştirdiği gözlenir. Eğer örneğin %20 daha az yükseltiyorsa o öğünün ya da gıdanın glisemik indeksi %80ıdir. Yani kan şekerini beyaz un veya glikozun kendisinden daha az (%20) yükseltiyordur. Bu nedenle temel olarak gerek diyabetli bireylerin gerekse sağlıklı yaşamak isteyenlerin glisemik indeksi düşük gıdalar yolu ile karbonhidrat almaya dikkat etmeleri yararlı olacaktır.

Aklınıza gelebilecek bir soru şu olabilir; madem kan şekeri yüksekliği çok zararlı, o zaman diyetten tüm karbonhidratı çıkaralım ya da Atkinson doğru mu söylüyor? Bu sorunun tek ve kesin yanıtı hayırıdır. Çünkü kan şekeri son derece önemlidir ve vücudun olmazsa olmazıdır. Zararlı olan onun yüksekliğidir. Vücudumuzdaki bir trilyon sinir hücresi, 25 trilyon kırmızı kan hücresi ve diğer bazı hücreler (üreme hücreleri, bazı böbrek hücreleri vs.) enerji üretmek ve yaşamak için kan şekerine muhtaçtırlar. Bu nedenle kan şekerimiz düştüğünde sinir hücrelerimiz iyi çalışamaz ve kişi bayılır.

Vücudumuzda kan şekerini düşürmek için tek hormon varken (insülin) düşen kan şekerini yükseltmek için ise en az dört hormona görev verilmiştir (glukagon, böbrek üstü bezi hormonları adrenalin ve glikokortikoidler ve büyüme hormonu). Bu nedenle kişinin günlük enerji gereksiniminin ortalama %45-65ıi mutlaka karbonhidrat kaynaklı olmalıdır ve kan şekeri asla normalin altına düşürülmemelidir.

Burun akıntısını hafife almayın,burun akınıtısı nedir,nezle neden oluşur,sağlık,sağlıklı yaşam

Kayseri Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. İlhan Özer, çocukluk çağında çok sık görülen şikayetler arasında yer alan burun akıntısının sadece soğuk algınlığında olmadığını anlattı:

Yeni doğanlarda, burunda darlık, tıkanıklık gibi doğumsal burun anomalileri ve akut sinüzit ile bronşit, kızamık, boğmaca gibi hastalıkların başlangıç dönemlerinde de su gibi burun akıntısı görülür.

Bazen burun akıntısı ve burunda şişme, nazal mukozanın, soğukhava, nem değişiklikleri, sigara içilmesi, baharatlı yiyecekler tüketilmesi, stres gibi çeşitli uyarılara verdiği tepkidir.

Kafa travması, tümör, doğuştan kaynaklanan bazı beyin-omurilik anomalileri nedeniyle burundan beyin omurilik sıvısı akıntı olarak gelebilir.”

Dr. İlhan Özer, alerjiye bağlı burun akıntısı da görülebileceğini belirterek ”bunlar mevsimsel ya da yıl boyu devam edebilir. Burun akıntısı temiz ve su gibidir. Akıntı ile beraber aksırık, göz rahatsızlıkları tabloya eşlik eder” dedi.

Buruna yabancı cisim kaçması sonucu oluşan akıntının ise tek taraflı, kötü kokulu ve kanlı olabileceğini belirten Özer, bazı ilaçların da burun akıntısına neden olduğunu söyledi.

Genç kalmanın sırrı,gençliğin sırrı,nasıl genç kalınır,genç kalmak için ne yapmak lazım,sağlık,sağlıklı yaşam

Yüzyıllardır neredeyse herkesin tutkusu olan genç kalmanın sırlarına bir sır daha eklendi

Yaşlanmayı geciktirici bir dizi yöntemlerin oldukça popüler olduğu günümüzde, düzenli yapılan sporlar etkin gençlik ve zindelik sağlıyor…

Yüzme: Yaşlandırmayı geciktiren en etkili spor olarak görülüyor. Özellikle sırtüstü yüzmek, göğüs, sırt kaslarını daha etkili hareket ettirdiği için olası sarkmaları engelliyor. Ayrıca yine stres hormonlarını devreden kaldırıp, ruhsal olarak da insanda olumlu etki bırakıyor.

Bisiklet: Yüksek bir anti-aging faktörü olarak gösterilen bisiklet, aynı zamanda vücudu da genç tutuyor. Bacak kaslarını ve kalçaları sıkılaştıran bisiklet, her yaştan insanların zevkle yapabileceği bir spor olarak görülebilir.

Tenis: Tenis oyuncularının vücutlarının çok güzel olduğunu hiç fark etmiş miydiniz? Vücutta aynı anda tüm kasları hareket ettiren tenis yaşlanmaya karşı da büyük bir kalkan oluşturuyor.

Jimnastik: Her ne kadar yüzme ya da jogging kadar etkili olmasa da, vücudu dinamik ve hareketli kılıyor. Her spor gibi jimnastik yaparken de doğru nefes alıp vermeyi ihmal etmemek gerekiyor.

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=32802&cat=220&dt=2007/08/18

Rejimi bırak, sekse bak,rejim yapma sex yap,sağlık,cinsel sağlık,sağlıklıyaşam

İtalyan profesör, insanlara zayıflamak için seks yapmalarını öneriyor. Çünkü seks hatırı sayılır derecede kalori yaktırıyor.

İtalyan profesör Bruno Fabbri, ‘Seks Bir Spordur’ adlı kitabında, ateşli yatak dakikalarının, spor ve diyetle aynı sonucu verdiğini kalori hesabıyla kanıtladı. News 2000 adlı bir İtalyan haber sitesi, bir tür spor olarak nitelendirilen seksin, insana hatırı sayılır miktarda kalori yaktırdığını açıkladı; bu ‘değerli bilgi’ kısa sürede e -maillerde dolaşmaya başladı. İtalyan profesör Bruno Fabbri’nin “Seks Bir Spordur” adlı kitabından derlenen bilgilere göre, spor ya da diyet yerine seks yapmak da aynı sonucu elde etmeye yarıyor; kalori yaktırıyor ve kilo verdiriyor. Sevişmek süreye ve kişilerin tercihlerine göre çeitli oranlarda kalori yaktırıyor.

İşte örnekler:
SOYAN YAKIYOR!
Partnerini soyan bir kişinin harcadığı enerji 12 kalori. Giysiler kolay çıkıyor, düğmeler kolayca açılıyorsa harcanan kalori 8’e düşüyor, ancak tek el kullanılırsa kalori yine 12’ye çıkıyor. Soyma işlemi ‘dişlerle’ yapılıyorsa, soyan kişi 87 kalori kaybediyor. Çiftlerden biri bir oyuna sürüklerse harcanan kalori de 187’ye kadar çıkabiliyor. Seviştikten sonra yatakta gevşemek de enerji harcatıyor. 18 dakikalık yoğun seks aktivitesi, büyük dilim çikolatalı pastaya denk. Bir şişe beyaz şarabı yakmak için ise 52 dakikalık bir masaj seansı gerekli. 53 dakikalık Fransız öpücüğü 1 ‘çizburgere’ yemeye bedel… Peynirli ve domatesli pizzanın yarısını yakmak için ise 26 dakika aralıksız seks ve bir orgazm gerekli.

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=38038&cat=220&dt=2007/09/28

Sağlık Bilgileri